Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

Eğitim Videoları



5377 kez seyredildi

Howard GARDNER - Liderlik



Howard Gardner'ın 23 Mayıs 2009 tarihinde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde Çoklu Zeka üzerine gerçekleştirdiği konuşmanın 10. ve son bölümü.


Altyazı

Cümlelerimi tartışma için bitirmek istiyorum.

Tartışma konumuz var mı yok mu diye Fatma ve Sibel’e bırakmak istiyorum.

Konuşmamı burada iki gün boyunca izlemek için oturan Rektöre ve eşine teşekkür ederek bitirmek istiyorum.

Dünya’da hiç bir yerde bir rektörün açılış konuşmasından sonra göründüğünü hiç görmedim.

Çok şaşırtıcı bir saygı ve bunun için çok minnettarım.

Biliyorum ki düzinelerce kişi,

bu olayı gerçekleştirmek için iki yıldan daha fazla süre çalıştılar,

hepinizi tanımıyorum ama dinleyici olarak sizi görmekten çok minnettarım.

Ve son olarak,

benim için özellikle önemli olan,

Rektöre ve Sibel’e de söylediğim gibi,

bir bütün olmak önemli,

ilk sırada oturmak önemli,

müzisyenleri dinlemek önemli

ama en önemlisi çeviridir.

Çünkü soruları ve cevapları anlamazsak, hiçbir şey yürümez.

Salih’e ve Berçin’e (Çevirmenler) çok minnettarım.

Tartışma için zamanımız var mı yoksa geçelim mi?

Neden önce Türkçe olarak okuyup, sonra...

Disiplinli aklı ölçebilir miyiz,

eğer ölçebiliyorsak nasıl?

Tamam.

Bu soru hakkında düşünmüştüm.

Disiplinli akıl, nasıl ölçüleceğini kesinlikle bildiğimiz bir akıl çeşididir.

Bu iş pek çok bilim adamı tarafından yapılmıştır.

Örneğin, Sıfır Projesi'ni yapan ve anlama performansına bakan bilim adamları,

disiplinli aklı ölçmek için mükemmel bir yoldalar.

Yani, bu çok karmaşık değil.

Sentezci akıl da kolay bir şekilde ölçülebilir.

Amerika’da ve belki başka yerlerde de iyi ve iyi olmayan sentezlemeyi ölçen metodlar üstünde çalışılıyor.

Yani zor olduğunu düşünmüyorum.

Bu konuda tek başıma çalışmıyorum.

Diğer yandan, yaratıcı aklın ise ölçülmesi çok zordur.

Çünkü sadece, insanların önceki başarılarına bakabilirsiniz.

Bir kişinin, insanların beğendiği bir şiir yazması

ya da bilgiyi ortaya çıkaran biyolojik bir deney yapması gibi.

O zaman şans eseri, bu şekilde yapmıştır belki

ama insanların ne başardığını görmeden de yaratıcılıktan bahsedemezsiniz.

Bunu okulda nasıl yapabiliriz?

Kitap özetlerinin çok basit bir örneğini vereceğim

ya da Çinlilerin de dediği gibi sekiz meşhur yazı.

Deneme ve kitap özeti gibi türlerde,

onları iyi yapmaya dair ispatlanmış bir yol varsa,

hangi kişilerin bu modelden saptığını

ve hangilerinin etkili olan şeyleri ürettiklerini görebilirsiniz.

Ben yaratıcılığı profesyonellik seviyesi altında bu şekilde ölçerdim.

Bir öğretmen olarak da aradığım şey ise, öğrencilerin sorduğu sorulardır.

Sıklıkla yaratıcılığı iyi ölçen şey,

bir öğrenci bir kitap okuduğunda, bir şey duyduğunda,

bir film gördüğünde, bunlar hakkında güzel soru sormasıdır.

Bunun yaratıcılığı belirlediğini düşünüyorum.

Sözlerimi bitirmeme izin verin...

Saygı’yı ölçmek için teste ihtiyacınız yoktur.

Herhangi bir kuruma gidip,

size kolayca, o ortamda saygının olup olmadığını söyleyebilirim.

Bunu değerlendirmek zor değildir.

Bu bireyler ile ilgili değil, kurum ile ilgilidir.

Eğer bir kişinin saygısını ölçmek istiyorsam,

o kişinin farklı ortamlarda nasıl davrandığını uzun süre gözlemlemem lazım.

Sadece patronun yanında değil,

temizlikçinin yanında,

restorandaki garsonlarla

ya da postayı dağıtan kişiyle olan ilişkilerinde görürsünüz.

Yine etik konusunda, bir kuruma bütün olarak bakmalısınız.

Aynı sosyal sınıfa mensup bir topluluktaki iki okulda,

birinde çok fazla kopya çekme olayı varsa,

diğerinde ise yoksa, bu çok büyük bir farklılıktır.

Çünkü biri etik sahibi bir gruptur, diğeri ise değildir.

Profesyonelliğe gelince,

eğer etik anlayışları, insanların kendi seçimleriyse,

onları etik sahibi yapmak oldukça zordur.

Etik sahibi olduğunu göstermiş insanları seçmelisiniz

ve onların dürüst olduklarına inanmalısınız.

Bu, onları tanıyan insanların tavsiyeleri sayesinde de gerçekleşir.

Sonuç olarak, Yaratıcılık ve Etik'i değerlendirmek için kısa bir yol yoktur

ama Saygı, Disiplin ve Sentez daha hızlı saptanabilir.

İyi bir çalışan olmakla etik sahibi olmak arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

Eğer insanların öğrenmek istedikleri ‘iyi çalışan’ olup olmadıklarıysa, bunlar aynı perdedeki iki notadır.

Sibel’in dediği gibi:

iyi çalışan olup olmadığınızı görmenizi sağlamak için sorabileceğiniz dört şey vardır.

İlki: ‘Neyi başarmaya çalışıyorum, hedeflerim neler?’,

ikincisi; ‘Kime imreniyorum? Kime benzemek istemiyorum? Olumsuz model kim?’.

Üçüncüsü ise: ‘Eğer bir aynaya gözüm tamamen açık şekilde,

kısarak değil, bakarsam, gördüğüm şeyden gurur mu duyarım yoksa utanır mıyım?’

Dördüncüsü ise, yaşlandıkça daha önemli olan soru şudur:

"Kendi mesleğimden başka insanlara baktığımda,

onlar ayna testini geçmiş insanlar mı?

Eğer geçememişlerse, nasıl yardımcı olabilirim?"

Ben bu testi geçsem de geçemesem de,

5 yıl önce insanlarla çalışarak, onların testi geçmelerine yardım ettim.

Bu etik ile alakalıdır,

işleri mükemmel yapmakla alakalıdır.

Çünkü etik sahibiyseniz ve işleri yüzeysel, basitçe yapıyorsanız, bu yeterli değildir.

Yani bu sorunuza oldukça uzun bir cevap

ama iyi bir çalışan olmakla etik sahibi olmak birbiriyle oldukça alakalıdır.

Soruyu özetlememe izin verin çünkü anladığımı sanmıyorum.

Bir insanın neden dil öğrenmesi gerektiğini mi ...

Oh...

Eğer böyle dediysem buna katılmıyorum.

Yani, bazen aynı fikirde olmadığım şeyler söyleyebiliyorum.

Liderliğin didaktik olarak öğretilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.

’Lider olabilmek için yapacağınız beş şey’ diye bir şey yoktur.

İnsanların liderliği, takdir ettikleri liderleri gözlemleyerek

ve onlardan ipuçları alarak

ve takdir etmedikleri liderleri de gözlemleyerek

onlardan farklı olmaya çalışarak öğrendiklerini düşünüyorum.

Bütün liderler koçluğu kullanabilir.

Koçluk demek,

liderlik hakkında bilgisi olan birinin diğerine işi daha iyi yapabilmesi için yardım etmesidir.

Dün gece konuştuğumuz basit bir örneği anlatacağım.

Birkaç dakika sonra duyacağınız konuşmayı da yapmak zorunda olacak.

Liderlerin yapmak zorunda olduğu şeylerden biri, insanlarla doğrudan konuşmaktır;

bire bir,

yani televizyonda milyonlarca insanlarla konuşuyorlar,

binlerce insanlarla da büyük salonlarda konuşuyorlar.

Ve bire bir bu insanlarla da konuşmak zorundadırlar.

Aynı zamanda, liderler yanlış anlaşılacak bir şey söylemeyi kaldıramazlar.

Yani bana benzemezler çünkü benim burada yanlış yapmam hiç önemli değildir.

Fakat Gordon Brown ya da Angela Merkel isem

ve bir konuşma yapıyorsam,

doğaçlama yapamam, kelimeleri tamamen doğru seçmem lazım.

Eğer bir konuşma yazarsam ve bunu okursam, kulağa çok kötü gelebilir.

Bu yüzden konuşmaları okumam,

beni az ya da çok yolda tutan küçük powerpointimi kullanırım.

Yine de bir lider olmam gerekseydi, bu işe yaramazdı

çünkü kelimelerimi doğaçlama söylersem, yanlış yapabilirim.

Yani konuşmayı, hazırlanmış bir yazıdan okumam gerekir.

Ama bunu da okumuyormuş gibi göstermem lazım.

Bu liderlerin geliştirmek zorunda olduğu bir beceridir.

Çünkü kişilere bir yazıyı okurken onu konuşuyormuş gibi göstermek hiç de doğal değildir.

Bunun için koçluğa ihtiyaçları vardır.

Aslında, politik bir ofise gidersem,

ki hiç gitmeyeceğim bir yerdir,

birinin bana yazıyı konuşuyormuş gibi okumayı öğretmesi gerekir.

Bu liderlik için çok önemli bir örnek değildir

ama yardım alabileceğiniz ve koçluk isteyebileceğiniz bir alandır.

Ama iş, ölüm kalım kararlarına gelince

bir generalin ya da kumandanın yapması gerektiği gibi,

bu herhangi birinin size ders vereceği bir şey değildir.

Özel bir lider olduğunu düşündüğüm Barack Obama’nın

Abraham Lincoln üstüne, diğer liderlerden daha çok çalışmasını bir tesadüf olarak görmüyorum.

Çünkü Abraham Lincoln, çok zor bir zamanda Amerika’nın başkanı olmuştur

ve herkesin tavsiyesine karşıt olarak,

Lincoln, kendi ile aynı fikirde olmayan ve kendine tavsiye veren bir rakipler takımı kurmuştur.

Hillary Clinton’un başkanlık yarışında onun rakibi olduğu gibi.

Barack Obama’nın Abraham Lincoln’den çok şey öğrendiğini düşünüyorum.

Başka insanlar üstünde çalıştığım gibi Barack Obama üstünde çalıştığım için, onun başka noktalarına da değineceğim

Çünkü bizim tartışma konumuz ile de alakalı

ve sonrasında, oturacağım.

İş arkadaşlarımla oturup şimdiki Amerika gençliğini kimliklendirmek için tartışıyorduk.

Ve onları ‘bölünmüş nesil’ olarak adlandırdık.

Bölünmüş demek; pek çok küçük parçadan meydana gelmiş

ama bir arada durmaları çok zor olan demektir.

Neden onları bölünmüş nesil olarak adlandırıyoruz?

İlk olarak, Amerikalılar olarak pek çok travmaya maruz kaldılar.

Belki diğer ülkelerdeki insanlar kadar değil

ama 9 Eylül saldırısına maruz kaldılar,

onun sonrasında Katrina kasırgasını gördüler.

Kimsenin tahmin edemediği ekonomik kriz de Amerikalı gençler için travmatik olmuştur.

İkincisi, hepsi pek çok sosyal networklere katılmışlardır.

Her zaman iletişim halindeler,

pek çok farklı kimlikleri, farklı Facebook girişleri var.

İnternette her an araştırıyorlar.

Sürekli Twitter’a takılıyorlar.

Kimlik gözönüne alındığında bu farklılıkların bir kimlikte olmasını zorlaştırıyor; bölünmüş yapıyor.

Eğer Barack Obama’nın geçmişine bakarsanız;

onun kadar bölünmüş birini göremezsiniz.

Siyah mı beyaz mı?

Amerikalı mı Kenyalı mı?

Çünkü babası Kenyalı.

Ya da Endonezyalı mı?

Çünkü Endonezya’da okula gitmiştir.

Büyükannesinin ve büyükbabasının şimdi yaşadığı yer olan Hawaiili midir?

Kansaslı mıdır?

Entelektüel midir yoksa okulu yarıda bırakan kişi midir?

Üniversiteden mezun olduğunda milyon dolarlar yapmak için bir avukatlık firmasına mı girecekti?

Ya da yıllık 20 bin dolarlık bir işle toplum organizatörü mü olacaktı?

Yani inanılmaz derecede bölünmüş

ve bir şekilde kendini toparlayarak, dengeli ve toparlanmış insanlardan biri olmuştur.

Amerika’daki genç insanların Obama’yı benimsemelerinin

ve ailelerine

“Eğer oyunuzu Obama’ya vermezseniz sizinle konuşmayız” demelerinin en büyük nedeni,

Obama’nın da kendileri gibi bölünmüş bir nesil olduğunu görmelerindendir.

Ve Obama kendini toparlayarak etkili bir insan olmuştur

ama o da sigara içiyor

yani o da mükemmel değil.

Teşekkür ederim.

Video ile İlgili Yorumlar
  • Liderlilk hakkında söylediklerini çok anlamlı buldum.
    gönderildi / 2011-02-15 17:21:57
    KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ
    SAMSUN