Öğrenme Bozuklukları Üzerine İkinci Bir Fikir
© TED.com
"...
Bu çocukların hepsi kliniğimize otizm, dikkat dağınıklığı bozukluğu, zeka geriliği, dil sorunları teşhisleri ile geldiler. Ama aksine bizim EEG taramalarımız, davranış değerlendirmelerinden tespit edilmesi mümkün olmayan, beyinlerinin içinde gizli çok belirgin sorunları ortaya çıkardı. Yani bu EEG taramaları, bizim bu çocuklara çok daha doğru nörolojik tanılar koymamızı ve çok daha hedefe odaklı tedaviler vermemizi sağladı.
Çok uzun zamandır gelişimsel bozuklukları olan çocuklar, gerçek problemleri tespit edilmeden kötüleşmeye bırakılırken yanlış teşhislerin cefasını çektiler. Ve çok uzun zamandır, bu çocuklar ve aileleri gereksiz hayal kırıklıkları ve üzüntüler yaşadılar. Ama artık sinir biliminde yeni bir çığırdayız. Bu çığırda artık nihayet gerçek zamanlı olarak doğrudan beyin fonksiyonlarına hiçbir risk, yan etki olmadan, müdahale etmeden bakabiliyor ve çocuklardaki çoğu sorunun gerçek kaynağını bulabiliyoruz."
Öğrenme bozuklukları yaşayan çocukların beyin taramaları ile gerçek sorunlarının tespitine dair Aditi Shankardas'ın sunumu.
10 yaşındayken, kuzenim beni okuduğu tıp fakültesine götürmüştü.
Ve özel bir jest olarak, beni patoloji laboratuarına soktu
ve bir kavanozdan gerçek bir beyin alıp benim elime verdi.
Ve işte oradaydı:
insan bilincinin koltuğu, insan bedeninin enerji santrali avuçlarımın arasındaydı.
Ve o gün, büyüdüğümde bir beyin doktoru olacağımı biliyordum.
Veya bir bilim insanı ya da buna benzer bir şey…
Yıllar sonra, nihayet büyüdüğümde hayalim gerçek oldu.
Ve bugün sizinle paylaşmak istediğim,
çocuklarda disleksinin nörolojik nedenleriüzerine doktora yaparken karşılaştığım
ürkütücü bir gerçek…
Altı çocuktan birinde, bu her altı çocuktan biri demek,
bazı gelişimsel bozukluklar olduğu tahmin ediliyor.
Bu, çocukta zihinsel gelişimi yavaşlatan
ve kalıcı zihinsel bozukluklara neden olan bir rahatsızlık…
Bu da bugün burada bulunan her birinizin ve hepinizin
gelişimsel bozukluk yaşayan en azından bir çocuk tanıdığı anlamına geliyor.
Ama benim asıl aklımı karıştıransa şu:
her ne kadar bu bozuklukların hepsi ve her biri beyinden kaynaklanıyor olsa da,
bu bozukluklar genelde gözlemlenebilirdavranışlara bakılarak teşhis ediliyor.
Ama bir beyin bozukluğuna beyne bakılmadan teşhis konulması,
bir bakıma kalp sorunu yaşayan bir hastanın kalbine bakmak için
EKG veya göğüs röntgeni çekilmeden
sadece fiziksel semptomlara dayalı olarak tedavi edilmesine benziyor.
İçgüdülerim bana bir beyin rahatsızlığını doğrubir şekilde teşhis ve tedavi etmek için
beyne doğrudan bakılması gerektiğini söylüyor.
Sadece davranışa bakmak,
bulmacanın önemli bir parçasının atlanmasına neden olabilir
ve çocuğun sorunlarının eksik hatta yanıltıcı bir resmini çıkarabilir.
Ama tıp teknolojisindeki onca gelişmeye rağmen,
her altı çocuktan birinde görülen beyinbozukluklarının tanısı hâlâ çok sınırlı...
Ve sonra Harvard Üniversitesi’nde gelişmiş bir tıp teknolojisini alıp
nihayet beyin araştırması yerine çocuklardakibeyin bozukluklarının tanısı için kullanan
bir ekip ile karşılaştım.
Onların çığır açan teknolojisi,
gerçek zamanlı olarak beynin EEG'sini veya elektrik aktivitesini kaydediyor.
Bu da bizim çeşitli fonksiyonları gerçekleştirirken beyni izlememize
ve daha sonra bu fonksiyonlardaki en ufakanormalliği bile tespit etmemize olanak tanıyor:
Görme, dikkat, dil, işitme gibi fonksiyonlardaki…
Daha sonra Beyin Elektrik Aktivitesi Haritalama adı verilen bir program,
beyindeki bu anormalliğin kaynağına dair bir üçgen belirliyor.
Ve İstatistiksel Olasılık Haritalamaadı verilen bir diğer program da,
daha sonra bu anormalliklerden herhangi birinin
klinik olarak önemli olup olmadığını belirlemekiçin matematiksel hesaplamalar yapıyor.
Ve bize çocuğun semptomların çok daha doğru bir nörolojik tanısını veriyor.
Ben de bu ekibin klinik kolundaki nöro-fizyoloji bölümünün başına geçtim.
Ve nihayet bu teknolojiyi
gerçekten beyin bozuklukları olan çocuklarayardımcı olmak için kullanabildik.
Ve bunu söylemekten çok mutluyum ki,
şimdi bu teknolojiyi Hindistan’da da kurmaya hazırlanıyorum.
Size hikâyesi ABC haberleri tarafından daaktarılan bir çocuktan bahsetmek istiyorum:
Yedi yaşındaki Justin Senigar, çok ağır otizm teşhisi ile bizim kliniğimize geldi.
Pek çok otistik çocuk gibi onun da zihni vücudunun içine hapsolmuştu.
Sadece birkaç saniyeliğine gerçekten “dışarı çıkabildiği” anlar oluyordu.
Doktorlar, ailesine asla iletişim kuramayacağını
veya sosyal etkileşimde bulunamayacağını söylediler.
Ve büyük ihtimalle hiç bir zaman çok fazla konuşamayacağını…
Bu çığır açan EEG teknolojisini
Justin’in beynine gerçekten bakmak için kullandığımızda,
elde ettiğimiz sonuçlar şaşkınlık vericiydi.
Justin’in neredeyse kesinlikle otistik olmadığı anlaşıldı.
Aslında otizmin semptomlarına benzeyen semptomlara neden olan
çıplak gözle görülmesi imkânsız olan beyin nöbetleri geçiriyordu.
Justin’e bu nöbetler için ilaç verildikten sonraonda yaşanan değişim inanılmazdı.
60 gün içinde, kelime haznesi 2-3 kelimeden 300 kelimeye çıktı.
Ve iletişimi ve sosyal etkileşimi o kadarilerledi ki normal bir okula kabul edildi
ve hatta karate şampiyonu oldu.
Araştırmalar, çocukların %50’sinin,
otizm teşhisi konulanların neredeyse %50’sinin
aslında gizli beyin nöbetleri geçirdiğini gösteriyor.
Bunlar benim test ettiğim çocukların yüzleri...
Hepsinin tıpkı Justin'inki gibi hikâyeleri var.
Bu çocukların hepsi kliniğimize otizm, dikkat dağınıklığı bozukluğu,
zekâ geriliği, dil sorunları teşhisleri ile geldiler.
Ama aksine bizim EEG taramalarımız,
davranış değerlendirmelerinden tespit edilmesi mümkün olmayan,
beyinlerinin içinde gizli çok belirgin sorunları ortaya çıkardı.
Yani bu EEG taramaları,
bizim bu çocuklara çok daha doğru nörolojik tanılar koymamızı
ve çok daha hedefe odaklı tedaviler vermemizi sağladı.
Çok uzun zamandır gelişimsel bozuklukları olan çocuklar,
gerçek problemleri tespit edilmedenkötüleşmeye bırakılırken
yanlış teşhislerin cefasını çektiler.
Ve çok uzun zamandır, bu çocuklar ve aileleri
gereksiz hayal kırıklıkları ve üzüntüler yaşadılar.
Ama artık sinir biliminde yeni bir çığırdayız.
Bu çığırda artık nihayet gerçek zamanlı olarak
doğrudan beyin fonksiyonlarına hiçbir risk, yan etki olmadan,
müdahale etmeden bakabiliyor
ve çocuklardaki çoğu sorunun gerçek kaynağını bulabiliyoruz.
Eğer bugün aranızdan sadece birkaçınızı bile
gelişimsel bozukluk yaşayan sadece bir çocuğun ailesi ile
bu öncü tanısal yaklaşımı paylaşmanızkonusunda etkileyebildiysem,
belki de bir beyindeki bir bulmaca daha çözülecek.
Bir zihin daha serbest kalacak
ve sistem tarafından yanlış teşhis konulan
veya hatta teşhis konulamamış bir çocuk daha
hâlâ iyileşmek için zamanı varken sonundagerçek potansiyelinin farkına varacak.
Ve bütün bunlar sadece çocuğun beyindalgalarını seyrederek başarılacak…
Teşekkürler…
“Bu reklam filmi, ted.com’dan alınmış olan orijinal videonun sonunda yer almaktadır.”

Yeni yorum ekle
"Yeni Yorum Ekle" butonuna tıklayarak ilk yorumu yazan siz olabilirsiniz.