Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

Eğitim Videoları



1549 kez seyredildi

Geleceğin Okulları ve Geleceğin Sınıfları - Anne Shaw



TED ve SEBİT işbirliği ile 30 Nisan - 01 Mayıs 2011 tarihlerinde TED Ankara İncek Kampüsü'nde gerçekleştirilen Uluslararası Eğitim Forumu II : Eğitimde İnovasyon konulu forumu "Geleceğin Okulları ve Geleceğin Sınıfları" başlıklı II. Oturum konuşmacılarından sayın Anne Shaw'un sunum videosu.


Altyazı

Merhaba, ben Anne Shaw, burada olmaktan dolayı çok heyecanlıyım.

Bugün, beni buraya çağırdıkları için

Ted ve Sebit'e teşekkür etmek istiyorum.

Çok heyecanlıyım.

Görebileceğiniz gibi

öğle yemeğinden sonramerdivenlerden aşağı çok hızlı indim.

O nedenle bileğim bandajlı ve o nedenle şu anda aksayıp duruyorum.

Bugünkü sunumum, şu ana kadargördüklerinizden biraz farklı olacak.

Ben temel olarak,

sınıf öğretmenleri ve okul müdürleriyle müfredat tasarımı geliştiren

profesyonel bir ekip ile birlikte çalışıyorum.

Ve onlara okullarını ve sınıflarını

21. yüzyıl sınıflarına dönüştüreceklerini

öğrenmeleri konusunda yardımcı oluyorum.

Size de onlara sunduğum aynı çalışmayı sunacağım.

Kaçınız öğretmen veya müdürsünüz?

Peki, harika, çok teşekkürler.

Bir saniye ayırıp, merdivenlerden düştükten sonra

bana koridorda yardımcı olan

üç onuncu sınıf öğrencisine teşekkür etmek istiyorum.

Umarım doğru telaffuz ediyorumdur, İlayda ve Ekin…

Aynı zamanda konukseverliği ve bütün hafta bana ayırdığı zaman için

Gözde’ye teşekkür etmek istiyorum.

Buraya Salı günü geldik ve sağ olsun bize tüm turistik yerleri gezdirdi,

her yere götürdü.

Türkiye’yi çok seviyorum,

buradaki insanlar çok arkadaş canlısı ve misafirperver…

Bakalım bunu görebilecek miyim?

Dr. Karepe’nin bana gönderdiği bu sorularla başlamak istiyorum,

sanıyorum ki bu sorular sizin programınızda yer alıyor.

Bunu on beş dakika içinde nasıl yapacağımızı bilmiyorum

ama elimden gelenin en iyisini yapacağım.

İlk olarak: Çocukların katılımını nasıl sağlarız?

Onların hem ruhen hem de içten öğrenime katılımını nasıl sağlarız?

Peki başarı?

Öğrencilerin başarısını artırıp

onların daha ileri seviyede öğrenmesini nasıl sağlarız?

Öğrencilerin, şu anda ve 21. yüzyılda

kişisel ve sosyal değişim yaratması için

kendilerini güçlü hissetmelerini nasıl sağlarız?

“Neden eğitim sistemimizi değiştirmemiz gerekiyor?”

sorusu ile başlamak istiyorum.

Hızlıca bakarak...

Bunu bugün birkaç kez duyduğunuzu biliyorum.

21. yüzyılın bazı önemli özellikleri…

İşte bu yüzden şimdi hayat bu kadar farklı…

Teksas Üniversitesindeki profesörlerimden biri,

şimdi UCLA’de, bana demişti ki:

“Yeni teknolojilerin ve multimedyanın ilerleyişi

sözlü kültürden yazılı kültüre geçişten

daha büyük bir devrime neden oluyor.”

Bu, dünyanın inanılmaz bir şekilde değiştiği anlamına geliyor.

Yani medya kültürü…

Medya kültüründen biraz bahsettik.

Ben küçük bir kızken, Amerika’dayken,

üç televizyon istasyonumuz vardı.

Siyah ve beyazdı. Ve de 24 saat yayın yapmıyorlardı.

Şimdi ise gittiğimiz her yerde medya kültürü var.

Küreselleşme ve çeşit arttı.

Teknolojilerin kullanımı…

Üstteki resimlerden biri Tayland’dan bazı çocuklar…

O küçük yeşil bilgisayarlara ne diyoruz

unuttum, ama internete bağlanıyorlar,

fotoğraf çekiyorlar ve bitkileri inceliyorlar.

Diğeri de her sabah

bir televizyon prodüksiyonu yapan başka bir ilköğretim okulu…

Ve tabi ki biliyoruz, küçükler de ileri teknoloji uzmanı…

Çoğunuzun büyük ihtimalle iPhone veya akıllı telefonu olduğunu

ve onu küçük bir çocuğa veya torununa verdiğini

ve çok kısa bir süre içinde o çocukların

nasıl o cihazları kullanacaklarını keşfettiklerini biliyorum.

Ve bunu yapabildikleri için,

sizin de söylediğiniz gibi onlar sınıflarda da olmalı.

Sosyal medya…

Eşimden biraz araştırma yapmasını

ve Türkiye'deki sosyal medya kullanımıhakkında bilgi toplamasını istedim.

Ve edindiği bilgiye göre Türkiye,

sosyal medya kullanımı açısından dünya sıralamasında 5. sırada…

Bunlar binlerce yıldır ortada olan sorunlar

ama şimdi gezegenin nüfusu 7 milyar olduğu için

bu sorunlar öğrencilerimizin gelecekte uğraşacağı sorunlar

ve bizim de bunları müfredatımızda ele almamız gerekiyor.

Ve bu çok iyi bir web sitesi,facingthefuture.org…

Mükemmel kaynakları ve bu konular hakkında müfredatı var.

Küreselleşmiş yoksulluk ve açlık gittikçe artan bir sorun

ve buradaki resimlerden biri Çad’da mülteci kampındaki bir aile

ve diğeri ise Amerika'daki evsiz bir adam...

Küresel su kıtlığı…

Eminim hepiniz bu sorun hakkında çok şey duymuşsunuzdur.

Her bir sorunun üzerinde tek tek durmayacağım.

Dijitalleşme ve sanal hayat…

Bunun hakkında bugün çokça şey duydunuz.

Peki, 21. yüzyılda eğitim nasıl olmalı?

İlk olarak size bir grafik göstermek istiyorum,

büyük ihtimalle bunu önceden görmüşsünüzdür.

“Sınıflarda öğrenimi ne sağlar?” sorusuna yanıt arayan

on bir yıllık bir araştırma ve işte sonucu:

Kaçınız bu öğrenim piramidini önceden gördü?

Bir öğretmenin sadece ders anlattığını

ve öğrencinin sadece bilgi aldığını gösteriyor.

Görmüş müydünüz?

Öğrenciler yaklaşık %5’ini hatırlayacak ve bu böyle aşağı iniyor.

Aynı zamanda bir şey okurlarsa bu %10’a çıkıyor,

demonstrasyon vesaire…

‘Başkalarına öğretme ve öğrendiğini anında kullanma’ya kadar iniyor.

Ve %90 öğreniyorlar.

İşte bu benim sınıflarda kullandığım altyapı

ve öğretmenlere bunu kullanmalarını öğretiyorum.

Öğrencilerinin projelerinin belli parçalarını öğrenmesini

ve daha sonra bir araya gelip birbirlerine öğretmelerini…

Başkalarına öğretecek ve diğer öğrencilerinanlamasını sağlayacak kadar

iyi öğrenmeleri gerekiyor.

Bu bağımsızlığı teşvik ediyor,

onların yüksek seviyelerde bilgi almasını teşvik ediyor.

Ve aynı zamanda öğrencilerin motivasyonunu yükseltiyor.

Hadi 21. yüzyıl öğretmeninin, okulunun ve öğrencisinin tanımlarına bakalım.

21. yüzyıl, öğrencilerin gerçek dünya problemlerini,

insanlık için önemli sorunları

ve önemli olan soruları ele almasını hedefleyen hayat için

proje bazlı bir müfredat ile süslenecek.

Amerika Birleşik Devletlerinde,

her gün ortalama olarak 7000 öğrenci okulu bırakıyor.

Bunun temel nedenleri:

sıkılıyorlar, müfredatı hayatlarıyla ilgili bulmuyorlar.

Ve okulu bırakıyorlar.

Teemu “yönlendiren sorular"dan bahsediyordu.

Öğrencilerin öğrenimlerini

ve araştırmalarını yönlendirmek için kullandıkları sorulardan…

Bunlar örnek olabilir:

Fosil yakıt kullanmanın sonuçları nelerdir?

Hangileri daha iyi alternatifler veya çözümlerdir?

Ve geçen yıl bu okulda, yenilikçilik ve girişimcilik festivali vardı.

Ve bu öğrencilerin araştırma yapmasının,yaratıcı düşünmesinin,

anlamı olan bir ürün yaratmasının mükemmel bir örneğiydi.

21. yüzyılda yeniden tanımlanan okul:

binalardan, duvarları delikli ve şeffaf olan,

öğretmenleri, öğrencileri ve toplumu

dünyada var olan bilgi zenginliğine bağlayan öğrenim merkezlerine…

Yani okulu sadece gittiğimiz bir yer olarak değil

küresel olarak bağlı olan bir şey olarak düşüneceğiz.

Yeniden tanımlanan öğretmen:

birincil bilgi dağıtıcısından, öğrencilerin enformasyonu bilgiye

ve bilgiyi bilgeliğe çevirmesine yardımcı olan öğrenimin orkestra şefine...

21. yüzyıl bilgi üretimini gerektiriyor, sadece enformasyon sunmayı değil…

Ve okulların bir sorgulama kültürü yaratması gerekiyor.

Çocuklarımıza nasıl meraklı olunacağını,

nasıl problemleri bulacaklarını ve çözeceklerini öğretmemiz gerekiyor

çünkü gelecekteki birçok problemin ne olacağına dair

bir ipucumuz bile yok ki onları çözebilelim.

Geçmişte, öğrenci belli bir süre veya dönem için okula giden,

geçer not alan ve mezun olan genç bir insandı.

Şimdi öğrencileri tamamen yeni bir bağlamda görüyoruz:

yaptıkları şeyin

gerçek hayattaki dünya ile ilgili olduğunugörmelerine yardımcı olarak

ilgilerini çekmek...

Hayat boyu öğrenim içintemel olan hâlâ merak...

Nasıl öğrettiğiniz konusunda esnek olun

ve okul dışında öğrenmeye devam etmeleri için

öğrencileri heyecanlandırın.

Sınıf ortamını hazırlarken

fiziksel ortama, duygusal ortama ve akademik ortama dikkat etmeliyiz

ve onları amacına uygun tasarlamalıyız.

Hiçbiri göz ardı edilemez.

Bu, çeşitli sınıf gruplandırmalarına olanak tanıyan

okul ortamına bir örnek.

Dışarısı ve içerisi arasında bir akış olduğunu fark edeceksinizdir.

Bu sürdürülebilir binası olan bir okul:

kendi elektriklerini ve sularını üretiyorlar.

Diş çürümesinde azalmadan daha iyi davranışlara

ve daha yüksek öğrenim seviyelerine kadar

birçok şeye faydası olduğu kanıtlanan

doğal ışıktan fazlasıyla faydalanıyorlar.

Birleşik Devletlerde birkaç sürdürülebilir okul var şu anda…

Burada birkaç başka örnek de var.

Seattle’da Havacılık Lisesi,

Minneapolis'te "Hayvanat Bahçesi Okulu"adında bir hayvanat bahçesi...

Aslında adı “Çevre Araştırmaları Okulu" ama bir hayvanat bahçesinin içinde…

Ve burada okula giden çocuklar çevre araştırmaları ile ilgileniyor

ve yaptıkları çoğu çalışmayı Parklar ve Vahşi Hayat Departmanı

ve hayvanat bahçesi ile iş birliği içinde veya onlar için yapıyorlar.

Ve yerel üniversiteler ile araştırmalar yapıyorlar.

Burada, bir sınıfın nasıl görünebileceğine dair bazı başka örnekler var.

Bu okulu görüyorsunuz, Hayvanat Bahçesi Okulu…

Bir bölümünde öğrencilerin kullanabildiklerikendi küçük bölmeleri var

ve bu bölmeleri istedikleri gibi dekore edebiliyorlar.

Bu ufak bir üçüncü sınıf öğrencileri grubu

ve bir saha araştırması yapıyorlar.

Bir çiftlikte nalbant dükkânındalar

ve araştırmalarına yön veren temel soru "Bu çiftlik korunmalı mı?"...

Ve tabi daha sonra öğrencilerin çiftler halinde sınıfta çalıştığını görüyorsunuz

ve bağımsız çalışıyorlar.

Dünya onların sınıfı…

Sol üstteki resim Vermont’taki bir okuldan…

Öğretmenlerden birinin 230 dönüm arazisi var

ve haftada üç gün bütün günlerini orada geçiriyorlar.

Bina yok...

Havanın nasıl olduğu fark etmiyor.

Yağmur koruması olarak kullandıkları

bir gemiden gelen eski bir yelkenleri var.

Ve felsefe, edebiyat, tarih, matematik öğreniyorlar.

Kimya veya yüksek matematik gibi ileri dersler almak isterlerse,

kasabaya normal okul binasına dönüyorlar ve derslerini orada alıyorlar.

Yani öğrenci merkezli bir sınıfımız olduğundan emin olmak istiyoruz.

Sol tarafta, öğrenci merkezli bir sınıf var.

Sağ tarafta ise öğretmen merkezli bir sınıf…

Her zaman söylüyorum

lütfen öğretmen masasının en önde olduğu sıra sıra masalar kullanmayın.

Öğretmenin;bilginin sahibi olduğu

ve pasif olarak orada oturmuş çocuklaraaktardığı ortamlardan kaçının.

Kendi bilgilerini yaratmaları gerekiyor.

Aynı zamanda sınıfta bir ekip veya toplum geliştirme üzerine

gerçekten çalışabileceğiniz yerler olmalı.

Ve öğrencilerin yalnız çalışabileceği

veya kendi kendini yönlendirebileceği yerler olmalı.

Birbirlerine bağlı çalışabilecekleri ve iş birliği yapabilecekleri yerler…

Öğrenim merkezleri…

Bunlar sadece birinci sınıflar için değil.

Bunlar anaokulundan üniversiteye kadar bütün sınıflar için.

Sınıfta olmalarına gerek yok, okulda başka bir odada da olabilirler.

Bir mimarın ofisi veya bir müze gibi yerler de olabilir.

Veya bu yemek sınıfı…

Teknolojiyi anlamlı bir şekilde entegre edin.

Bugün, bunun hakkında biraz konuştuk.

Birleşik Devletlerde, birçok öğretmen

teknolojiyi entegre etme konusunda çekimser

ve bence bunun nedeni biraz da teknolojiden korkmaları…

Yaptıkları diğer bir şey ise,

teknolojiyi entegre etmeye başlasalar da

sadece teknolojiyi kullanmak adına bunu yapıyorlar,

eğitimi gerçekleştirmek veya müfredatı aktarmak için

bir araç olarak kullanmıyorlar teknolojiyi.

Bu Peru’daki bir sınıf ile video konferans yapan bir anaokulu sınıfı...

Herkesi çocukların başka ülkelerdeki çocuklar ile

iş birliği yapmasını sağlamaya teşvik ediyorum.

Ve tabi ki çocukların ürünlerini topluma sunun.

Sadece öğretmene verilip,

notlandırdıktan sonra geri alınan işler olmasınlar.

Bu okulda düzenlenen festival

gerçekten öğrencilerin işlerini sergilemeye güzel bir örnekti.

Tüm bina…

Dün gittiğimiz diğer okullar,

Süleymaniye İlköğretim Okulu harika bir yerdi.

Maya Koleji…

Ve bir sürü disiplinler arası iş birliği projeleri yapıyorlar.

Bu okul, Ted Koleji...

Daha sonra anaokuluna gittik ve onları ziyaret ettik.

Her okul,inanılmaz derecede güzeldi

ve birçok öğrenci çalışması sergileniyordu.

Peki, duygusal ortam?

William Glasser…

Adını hiç duydunuz mu bilmiyorum, çok uzun zamandır buralarda...

Diyor ki:

"kaliteli bir okul, çalışmaya devam etmeleri mantıklı gelecek kadar

öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılandığı bir yerdir."

Ben de sadece "okul" kelimesini "sınıf" ile değiştiriyorum.

Ve bahsettiği ihtiyaçlar şunlar:

ait olma ve sevilme ihtiyacı, özgür olma ihtiyacı,

güç ihtiyacı, eğlenme ihtiyacı…

Öğrenciler zorlayıcı olan gerçek hayat projeleri bazlı öğrenime katıldıklarında,

tüm bunlar gerçekleşiyor.

Öğrencilerin ve öğretmenlerin,

sınıfta sadece öğrenciler değil

öğretmenler ve öğrenciler arasında bir topluluk hissi oluşturma,

geliştirme ve koruma üzerine her gün çalışmaları gerekiyor.

Her sabah,sınıfımda yaptığım bir şey…

Sınıfın bir bölümünde büyük bir halı vardı

ve her sabah,o halının üstünde toplanır

ve sadece birkaç dakika hayatlarımızda neler olduğuna dair konuşurduk.

Bazen sadece “dün gece spagetti yemeye büyükannemlere gittik"

veya "panayıra gittik" şeklinde olurdu sohbetler...

Ve bir gün “epileptik nöbet yüzünden dün gece babam öldü” dedi biri

ve o an ne kadar güçlü bir topluluk hissine sahip olduğumuzu anladım,

çünkü o gün evde kalmak istemedi, gelip bizimle birlikte olmak istedi.

Yaptığımız şeylerden biri de,

her Cuma günü öğrencilerimiz ile birlikte sınıfta öğle yemeği yemekti.

“Pizza Cumaları” düzenliyorduk

ve sadece bu ufak şeyin

bizimle çocuklar arasındaki ilişkide yarattığı değişim inanılmazdı.

Geçen ay New York'ta tanıştığım bir öğretmen ise

öğlenleri ve okuldan sonra dışarı çıkıpöğrencileriyle basketbol oynuyormuş

ve öğrencileriyle arasındaki ilişkinin inanılmaz bir şekilde değiştiğini görmüş.

Bunu başarabilmek için bir sürü şey bulabilirsiniz.

Şimdi akademik ortam…

“Başarı için Planlama”…

Her zaman sınıfımın önünde büyük bir afiş vardır.

“Eğer iyi değilse, yapılmamıştır” der.

Ve çocuklara, okuldaki ilk günlerinde...

Ki bu çocuklar...

Biri bir önceki yıl sınıfta kalmıştı

ve bazıları çok düşük seviyedeki çocuklardı…

Dedim ki "Bu sınıftaki kimse bu yıl

hiçbir şeyden B'den düşük not almayacak".

Şimdi tekrar sınıfta olsaydım, “A” derdim,

şimdi öğrenmen gerekiyor, bu bir seçenek değil,

ilk yolla veya denediğin ilk yolla öğrenemezsen anlayana kadar

denemeye devam edeceksin.

Ve ilk başta inanmadılar ama doğru olduğunu gördüler.

Gerçekten harikaydı

çünkü bir kez bunu yapabildiklerini fark ettikleri anda

özgüvenleri artmaya başladı

ve daha önce yapmayı reddedebilecekleri daha zorlayıcı işler üstlenmeye

istekli olmaya başladılar.

Ve her zaman öğretmenlere şunu derim,

bir öğrenciye 42 veya 65 veya 73 gibi düşük bir not verirseniz,

ona iki şey söylemiş olursunuz:

birincisi, bunu öğrenmek zorunda değilsin

ve ikincisi: akıllı değilsin.

Ve işte öğrenmeleri gerekiyordu, bu o demekti.

Proje bazlı öğrenme ile çalıştık,

buna problem bazlı öğrenme de diyebilirsiniz.

Bir soru, sorun, problem veya zorluk ile başlar.

Örneğin, “Beşikten Beşiğe” adlı kitabı hiç duydunuz mu?

Bir mimar ve bir kimyager tarafından yazılmış.

Tasarımları öyle bir şekilde yeniden tasarlıyorlar ki

her şey sürekli olarak geri dönüştürülüyor, hiç atık olmuyor

ve hatta çevreyi önceden olduğundan daha iyi bir durumda bırakıyor.

Soruyu sordular ve mücadeleyi ortaya koydular:

bir çiçek kadar zarif ve verimli şekilde işleyecek bir bina hayali…

Ve bu binalardan biri…

Adına “Yaşayan Bina” deniyor

ve kelimenin tam anlamıyla ihtiyacı olan her şeyi kendi üretiyor

ve hatta çevreyi daha iyi yapmak için çevreyi besliyor ve destekliyor.

Ve bu yazarların söylediği gibi sadecesürdürülebilir olsun istiyorsun diye

hayvan derileri giyip ormana giderek dutlarla beslenmeniz gerekmiyor.

Yine de güzel binalarınız olabilir.

Bir diğer yönlendiren soru örneği…

Bu çocukların sınıfında kistik fibrozis rahatsızlığı olan bir öğrenci vardı,

onlar da bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istediler

ve soruları da işte buydu: kistik fibrozis nedir?

Araştırmayı yaptılar ve sonra

bir kazanç karşılığında hizmet projesi yaptılar.

Ve topladıkları parayı

kistik fibrozis üzerine araştırma yapan bir derneğe bağışladılar.

Başka bir soru da:

yemek ve kültür arasındaki ilişkiler nedir?

Aslına bakılırsa Amerika, Çin, Güney Afrika

ve Avustralya'dan öğretmenlerimizin olacağı

küresel bir çevrimiçi iş birlikçi proje geliştirme aşamasındayım.

Umarım Türkiye'den de bazı çocuklar bu projeye katılır.

Ve bir web sitesinde,

bu tema üzerinden ele alabileceğiniz her tür konuyu sınıflandırdım.

İşte başka bir olası tema, robot bilimi…

Birleşik Devletlerdeki bazı liseler,

“Kariyer Akademileri” dedikleri birimler yaratıyorlar

ve lisenin bir bölümü robot bilimi ve mühendislik hakkında konuşurken

diğerinin film

- Film Enstitüsü diyorlar – hakkında konuşacağı şekilde bölünüyorlar.

Filmlerden alınan bu kareleri tanıdınız mı bilmiyorum

ama en üstteki çok eski bir film olan Dr. Garipaşk

ve tabi ki diğeri Al Gore'dan "Uygunsuz Gerçek".

Öğretmenleri teşvik ettiğim başka bir şey de

öğrencilerin videografi yapmalarına,

bilim, tarih veya ilgilendikleri herhangi bir konu hakkında

kısa belgeseller oluşturmalarına izin vermeleri,

küresel bağlantılar kurmaları, video konferans yapmaları

ve sanal saha gezileri düzenlemeleri...

Bunlar medyanın kullanımı ile ilgili sadece birkaç örnek,

bunların hepsini size okumayacağım.

Öğrencileri motive eden gerçekten birçok harika araç var.

Ve bu küresel bir sınıf örneği...

Bu Kaliforniya’daki High-Tech Lisesi adında bir okuldan

ve onların yaptıkları her şey proje bazlı...

Ve öğrenciler çalışmak istedikleri konunun

ne olduğuna kendileri karar veriyorlar.

Ve bu sınıf farklı bilim dallarından oluşan kombine bir bilim sınıfıydı

ve barkodlama ile DNA’yı nasıl saptayacaklarını öğreniyorlardı.

Daha sonra Afrika’ya gittiler

ve oradaki av bekçilerine bunu nasıl yapacaklarını öğrettiler.

Böylece dışarı çıkabilir

ve izinsiz avlanmayı engellemek için

hayvan öldürenleri bulabilirlerdi.

Bu, çok heyecan verici bir projenin

gerçekten harika bir gerçek yaşam örneğiydi.

Bu şemayı sadece kendime ne zaman bir müfredat birimi yaratmak istesem,

ne zaman mümkün olduğunca entegre

ve disiplinler arası olduğundan emin olmak istesem

küresel sınıfın mevcut olduğunu hatırlatmak için yarattım.

21. yüzyıl becerilerinden bahsettik:

düşünme ve iş birliği yapma,

gerçekten ilgili, gerçekten özenli

ve gerçek dünya ile alakalı yapma...

Kişisel ve sosyal değişime uyum sağlama ve yaratma…

Proje bazlı ve araştırma odaklı:

birinci sınıfa öğretmenlik yaparken bile her birinci sınıf öğrencisinin

bibliyografyası olan bir araştırma raporu yazmasını isterdim.

Yaptılar.

Öğretmenlerin öğrencileri için beklentileri çok düşük,

öğrenciler çok daha fazlasını yapabilirler:

sadece nasıl olacağını gösterin ve sonra yollarından çekilin. Basit...

Onlara yardım edin ve onları destekleyin.

Öğrenci merkezli yapın, teknolojiyi ve multimedyayı entegre edin.

Ve bugün biraz okuryazarlıktan konuştuk.

Okuryazarlık Amerika’da "OYA" diyeadlandırdığımızın çok ötesinde:

Okumak, Yazmak, Aritmetik…

Geliştirilmesi gereken sanat ve yaratıcılık okuryazarlığımız var.

Eko-okuryazarlık var, çevre hakkında bilgi...

Bilgi okuryazarlığı var ve sanal dünya okuryazarlığı…

Sanırım siz de bundan bahsediyordunuz:

Fiziksel fitness ve sağlık okuryazarlığı...

Küresel yetkinlikler,

diğer bir deyişle diğer kültürler ile nasıl iletişim kurulacağını

ve onların bakış açılarını öğrenme...

Sosyal ve duygusal okuryazarlık...

Medya okuryazarlığı:

çoğu öğrenci internete giriyor ve Facebook'a gidiyor vesaire vesaire.

Wikiler hazırlıyorlar ama onlar medya okuryazarı değil,

araçları nasıl kullanacaklarını biliyorlar

ama onları nasıl analiz edeceklerini ve değerlendireceklerini bilmiyorlar.

Ve daha sonra finansal okuryazarlık…

Türkiye’deki durumu bilmiyorum

ama bizim çocukların fazlasıyla finansal okuryazarlığa ihtiyacı var.

Ve bazı bölge okullarının finansal okuryazarlıkta

her çocuğun okuldan mezun olana kadar

elde etmesi gereken tam bir beceriler listesi var.

Ebeveynleri onlara bunu öğretemeyecek

çünkü onlar da bilmiyorlar.

O nedenle internette

finansal okuryazarlığı öğretmek için birçok kaynak var.

Yani temel olarak benim

“21. Yüzyıl Sınıfı Nedir” sorusuna verdiğim hızlı yanıt

ve orada olması gereken

bazı küçük parçalar hakkındaki görüşüm bu.

Teşekkürler…

Video ile İlgili Yorumlar
  • Bu video için yorum bulunmamaktadır.
    "Yeni Yorum Ekle" butonuna tıklayarak ilk yorumu yazan siz olabilirsiniz.