Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.
Google +...
Facebook...

Eğitim Videoları



8102 kez seyredildi

Salman Khan: Eğitimi Yeniden Keşfetmek İçin Video Kullanalım

© TED.com


ilgilendiklerime ekle

Dünyaca ünlü eğitim videoları hazırlayan ve bunu herkesin paylaşımına sunan Salman Khan eğitimin geleceği üzerine gerçekleştirdiği bu konuşmasında "...ve bence göreceğiniz şey, tek bir küresel sınıf fikri olacaktır. Ve işte aslen biz de bunu inşa etmeye çalışıyoruz." diyor.



Altyazı

800’ün üzerindeki TED konuşmalarından biriHafta içi her gün yeni fikirlerTED.com

Khan Akademi, en çok video koleksiyonu ile tanınır,

o nedenle devam etmeden önce, izin verin size bir montaj gösteriyim.

Öyleyse şimdi hipotenüs beş olacak…

Bu hayvanın fosilleri, Güney Amerika’nın sadece bu bölümünde bulunur.

Buradaki açık net hatta…

Ve Afrika’nın bu bölümünde…

Yüzey üstünden integral alabiliriz ve gösterim biçimi genelde büyük sigmadır.

Millet Meclisi, Kamu Güvenliği Komitesini kurdu.

Çok hoş bir komite gibi geliyor.

Bakın, bu bir aldehit ve bu da bir alkol!

Efektöre ve hafıza hücrelerine ayrışmaya başlıyor.

Galaksi, bakın burada bir tane daha… Bakın, bir tane de burada.

Ve dolarlar için, burada onların 30 milyonu veAmerikalı üreticiden 20 milyon dolar daha...

Eğer bu sizi şaşırtmıyorsa, duygusuzsunuz demektir.

TED'DE KAYDEDİLMİŞTİR

Elimizde temel aritmetikten vektör hesabına kadar

her tür konuyu kapsayan 2.200 videomuz var.

Ve tabi ki az önce burada gördükleriniz…

Bu siteyi ayda bir milyon öğrenci kullanıyor

ve bu öğrenciler günde toplam 100 ile 200 bin arası video izliyorlar.

Ama bugün konuşacağımız konu, bir üst seviyeye nasıl çıkacağımız.

Konuya girmeden önce, nasıl başladığımdan bahsetmek istiyorum biraz.

Bazılarınızın da bildiği gibi yaklaşık beş yıl önce bir koruma fonunda analisttim,

Boston'da yaşıyordum ve New Orleans'takikuzenlerime uzaktan özel ders veriyordum.

Ve ilk YouTube videolarını sadece bir hoşlukolsun, kuzenlerim için bir destek olsun,

hani onlara rahatlatıcı bir şeyler sunayım diye koydum.

O ilk YouTube videolarını koymamın hemen ardından ilginç bir şey oldu,

aslına bakarsanız bir dizi ilginç şey yaşandı.

Bunlardan ilki kuzenlerimden aldığım geribildirimdi.

YouTube'daki halimi normal halime tercih ettiklerini söylediler.

Ve bu kinayenin etkisinden kurtulduktan sonra,

bu düşüncenin altında gerçekten çok temel bir şey yattığını gördüm.

Kuzenlerine, kuzenlerinin otomatikleşmişsürümünü tercih ettiklerini söylüyorlardı.

İlk başta içgüdüsel olarak anlayabileceğiniz bir durum değil,

ama onların bakış açısından baktığınızda ise gerçekten çok mantıklı...

Burada kuzenlerini duraklatabilme ve tekrarlatabilme fırsatları var…

Ve bunu zamanımı harcadıkları hissine kapılmadan yapabiliyorlar.

Birkaç hafta önce veya belki de yıllar önce

öğrenmeleri gereken bir şeyi tekrar etmelerigerektiğinde bunu zorlanmadan yapabiliyorlar.

Utanmaları ve kuzenlerine sormaları gerekmiyor.

Sadece videoları izleyebiliyorlar.

Sıkılırlarsa sonra devam edebiliyor,

kendi zamanlarına ve kendi hızlarına göre ayarlayabiliyorlar.

Ve tahmin ediyorum ki en sevimsiz şey de,

bir kavramı hayatınızda ilk defa duymuşken ve anlamaya çalışırken

başka bir insanın çıkıp "bunu anladın mı?" diye sorması.

Önceden kuzenlerimle etkileşimdeyken işte tam da bu durum yaşanıyordu.

Ve şimdi bunu bir bakıma, kendi odalarının mahremiyetinde yapabiliyorlar.

Diğer bir durum da şu ki, bu videoları YouTube’a koymamın bir sebebi vardı,

bunları özel tutmak için hiçbir neden göremedim,

o yüzden başkalarının izlemesine izin verdim.

İnsanlar da bu videolarla karşılaşmaya başladılar

ve ben de dünyanın her tarafında, tanımadığım bir sürü insandan

bir takım yorumlar, mektuplar, geri dönüşler almaya başladım.

Bunlar sadece birkaçı…

Bir gün YouTube’a koyduğum bu orijinalyüksek matematik videolarından birinde

bir yorum gördüm:

“İlk defa türev çözerken yüzüm gülüyor”

Burada biraz duralım. Bu insan,bir türev çözdü ve gülümsedi.

Peki...

Bu yoruma yanıt olarak da şöyle bir şey yazılmıştı…

Youtube'a girip bu yorumlara bakabilirsiniz. Şöyle denmiş:

“Bende de durum aynı. Gerçekten tüm günüm harika geçti…

Çünkü ders esnasında tüm bu “matrix metnini” hatırladım

ve sanki “kung fu biliyorum” dermiş gibi havalara girdim.”

Ve tüm bu mesajlar yoluyla birçok geribildirim aldık.

İnsanlara yardımcı olduğu açıktı.

Ama sonra izleyenlerin sayısı artmaya devam ettikçe…

İnsanlardan mektuplar almaya başladım

ve durumun bir hoşluk yaratmanın ötesine geçtiğini açıkça gördüm.

Bu da o mektupların birinden ufak bir alıntı:

“on iki yaşındaki oğlumda otizm rahatsızlığı var

ve bundan önce matematikle arası hiç iyi değildi.

Her şeyi denedik, her şeyi izlettik, her şeyi aldık.

Sizin ondalık sayılar hakkındaki videonuza rastladık

ve konuyu anladı.

Daha sonra ürkütücü kesirlere geçtik.

Ve yine anladı. Gözlerimize inanamadık. Çok heyecanlı.”

Şimdi bir düşünün, bir koruma fonunda analist olarak öylece duruyordum.

Sosyal değeri olan bir şeyler yapmak çok garip geliyordu bana.

Ve ben de…

Ama çok heyecanlanmıştım ve devam ettim.

Ve daha sonra başka bir şeyler daha kafama dank etmeye başladı.

Bu sadece şu anda kuzenlerime veya bana

o mektupları gönderenlere yardımcı olmakla kalmayabilir,

belki de bu içerik hiç eskimeyerek

onların çocuklarına veya çocuklarınınçocuklarına yardımcı olabilirdi.

Eğer Isaac Newton yüksek matematik üzerineYouTube videoları yapmış olsaydı,

ben yapmak zorunda kalmazdım.

Tabi iyi olduğunu varsayarsak… Bilmiyoruz ki…

Diğer bir nokta da…

Bu duruma gelindiği halde bile hala 'tamam, belki iyi bir destek olabilir,

motive öğrenciler için iyi olabilir, evde eğitimalanlar için iyi olabilir' diye düşünüyordum.

Ama sınıflara kadar girebilecek bir şey olduğunu düşünmemiştim.

Ama daha sonra öğretmenlerden mektuplar almaya başladım.

Öğretmenler diyorlardı ki:

"Sınıfı hareketlendirmek için sizin videolarınızı kullandık.

Dersleri siz verdiniz ve biz şimdi dersleri ödev olarak veriyoruz

ve eskiden ödev olanları öğrencilere sınıfta yaptırıyoruz.

Ve bu yarın, Amerika'daki her sınıfta gerçekten yaşanabilir."

Burada biraz durmak istiyorum…

Burada bir saniye durmak istiyorum, çünkü birkaç ilginç nokta var.

Birincisi, bu öğretmenler bunu yaptıklarında ortada apaçık bir fayda var.

Şimdi onların öğrencileri de benim kuzenlerimgibi videolardan keyif alabiliyorlar.

Kendi hızlarına, kendi zamanlarına göre videoyu duraklatabiliyor,

tekrar izleyebiliyorlar.

Ama daha ilginç bir şey var,

sınıfta teknoloji hakkında konuştuğunuzdaiçgüdüsel olarak anlayamadığımız şey bu.

Sınıflardan herkese tek tip ders anlayışını çıkartarak

öğrencilerin kendi hızlarına göre evde dersleri görmesine izin vererek

ve daha sonra sınıfa döndüklerindeöğretmenleri ortada dolanırken

kendi arkadaşları ile birebir etkileşim içindeçalışmalarına olanak vererek,

bu öğretmenler teknolojiyi kullanıyor, hem de sınıfı insancıllaştırmak için.

Temel olarak insanlıktan çıkarıp, makineleştiren bir deneyim yaşıyorlar,

parmakları ağızlarında, birbirleri ile etkileşimkurmalarına izin verilmeyen 30 çocuk

ve kimin ne kadar iyi olduğunu bilmeden tüm bu 30 öğrenciye

tek tip eğitim vermek zorunda kalan bir öğretmen…

Biliyorsunuz işte donuk suratlar, hafif bir düşmanlık...

Ama bu insani bir deneyim, şimdi gerçekten birbirleri ile etkileşim içindeler.

Ve Khan Akademi oluştu.

Bilirsiniz işte, işimden istifa ettim ve gerçek bir kuruma dönüştük.

Biz kâr amacı gütmüyoruz.

Şimdiki asıl soru, bunu bir sonraki seviyeye nasıl taşıyacağımız...

O öğretmenlerin yaptıklarını nasıl doğal sonucuna ulaştıracağız…

Burada gösterdiğim…

Bunlar kuzenlerim için yazmaya başladığım gerçek alıştırmalar.

İlk baştakiler biraz daha ilkeldi, bu bir bakıma biraz daha gelişmiş bir versiyonu...

Ama buradaki model, biz ihtiyaç duyduğunuz kadar çok soru üreteceğiz,

siz o kavramı anlayıncaya, ardı ardına on tane bilinceye kadar…

Ve Khan Akademi videoları orada...

Nasıl yapılacağını bilmiyorsanız ipuçları,problemin çözüm adımlarını bulabiliyorsunuz.

Ama model…

Çok kolay bir şey gibi gözüküyor, ardı ardına on tane ve sonra devam ediyorsunuz.

Ama şu anda sınıflarda olanlardan temel olarak çok farklı.

Geleneksel bir sınıfta, birkaç tane ödev,

ders, ödev, ders olur ve daha sonra şipşak bir sınav...

Ve bu sınavda siz %70, %80, %90 veya %95 başarı gösterseniz de

göstermeseniz de sınıf diğer konuya geçer.

Peki o %95 başarı gösteren öğrencinin bilmediği %5’lik bölüm neydi?

Belki bir şeyin sıfırıncı gücünü alınca ne olduğunu bilmiyorlar.

Ve siz, bir sonraki derste onun üstünden ilerliyorsunuz.

Bu şuna benziyor…

Nasıl bisiklete binileceğini öğrendiğinizi hayal edin.

Size bir bisiklet veriyorum ve belki size ders de veriyorum.

Ve size o bisikleti iki hafta için verip, iki hafta sonra gelip diyorum ki:

“Hadi bakalım. Sola dönme sorunlu, doğru düzgün durulamıyor,

yani %80 başarılı bir bisikletçisin.”

Alnınıza ‘C’ damgası vuruyorum

ve sonra diyorum ki "Şimdi şu tek tekerlekli bisikleti dene".

Her ne kadar çok saçma gelse de, şu andasınıflarımızda yaşanan da aynen bu...

Ve fikir şu…

Siz hızla ilerliyorsunuz ve öğrenciler, iyi öğrenciler,

aniden cebirden kalmaya, aniden yüksek matematikten kalmaya başlıyor.

Ne kadar zeki olurlarsa olsunlar, ne kadar iyi öğretmenleri olursa olsun…

Ve bu genelde, temelde oluşmaya devam eden bu boşluklardan kaynaklanıyor.

Bizim modelimiz: matematiği de her şeyiöğrendiğimiz şekilde öğrenmek,

bisiklete binmeyi öğreniyormuş gibi...

Bisikletin üstünde kal, bisikletten düş

ve bunu uzmanlaşıncaya kadar ne kadargerekiyorsa o kadar uzun süre yap...

Geleneksel model, sizi denediğiniz ve başarısız olduğunuz için cezalandırır,

ama uzmanlık beklemez.

Biz sizi denemeniz için cesaretlendiriyoruz,

biz sizi hata yapmanız için cesaretlendiriyoruz ve uzmanlık bekliyoruz.

Bu modellerden bir diğeri, bu trigonometri…

Bu fonksiyonları kaydırmak ve yansıtmak…

Ve hepsi birbirine geçiyor. Burada, bunlardan yaklaşık doksan tane var.

Ve şimdi siteye gidebilirsiniz, hepsi ücretsiz ve hiçbir şey satmaya çalışmıyoruz.

Ama genel fikir, hepsinin bu bilgi haritasında birbirine geçmesi...

En üstteki bölüm tek basamaklı toplama...

1 + 1, 2’ye eşittir gibi…

Ve benim kullandığım kalıp şu ki,bundan on tane üst üste doğru bildiğinizde

sizi daha da ileri modüllere ilerletmeye devam ediyor.

Siz ilerledikçe daha ileri aritmetiğe geçiyoruz,

biraz daha aşağıda cebir öncesine ve cebir başlangıcına

ve daha da aşağıda cebir bir, cebir iki

ve biraz da yüksek matematik öncesine geçiyoruz.

Ve fikrimiz şu, bu yolla her şeyi öğretebiliriz,

bu tip bir çerçeve içinde öğretilebilecek her şeyi…

Şimdi hayal edin, bu bilgi haritasında neler olduğunu…

Mantık, bilgisayar programcılığı, dilbilgisi, genetik..

Hepsi bu temel anlayışa dayalı...

Eğer bunu biliyorsanız, öyleyse bir sonraki kavram için hazırsınız.

Bu bireysel bir kullanıcınınişine yarayabilir.

Bunu çocuklarınızla birlikte denemeye sizi davet ediyorum

ama aynı zamanda hepinizin tek başına da denemesini istiyorum.

Büyük değişiklik yaratacak.

Ama bizim yapmak istediğimiz, o ilköğretmenlerin bana yazdıkları gibi

sınıfı harekete geçirmenin doğal sonucunu kullanmak.

Size şimdi göstereceğim şey,

Los Altos Okulunda yapılan pilot çalışmadan gelen veriler…

Burada iki beşinci sınıf ve iki yedinci sınıfın derslerinden

eski matematik müfredatlarını tamamen çıkardılar.

Bu çocuklar ders kitapları kullanmıyor,tek tip eğitim görmüyor,

Khan Akademi derslerini yapıyorlar.

Matematik derslerinin kabaca yarısında bu yazılımı kullanıyorlar.

Ve şunu netleştirmek istiyorum.

Biz bunu tam bir matematik eğitimi olarak görmüyoruz.

Los Altos Okulu'nda da olduğu gibi,bu çalışma boş zaman yaratıyor.

Bu engelleme ve durdurma,

denklemler sisteminin nasıl çalıştığınıbildiğinizden emin oluyor.

Ve simülasyonlar, oyunlar, mekanikler, robot yapma

ve gölgesine bakarak bir tepenin yüksekliğinitahmin etmek için zaman yaratıyor.

Öyleyse model şu, öğretmen her gün sınıfa girer,

her öğrenci kendi hızında çalışır

ve öğretmen Los Altos Okulundaki gibi gerçek gösterge tablosunu izler...

Her sıra bir öğrencidir ve her sütun bu kavramlardan biridir.

Yeşil, öğrencinin konuyu kavradığı anlamına gelir.

Mavi üstünde çalıştığı, endişe edecek bir şey olmadığı anlamına gelir.

Kırmızı, takıldığı anlamına gelir.

Öğretmenin yaptığı tam anlamıyla "kırmızıçocuklara müdahale edeyim" demek

veya daha da iyisi

"bu kavramda zaten uzmanlaşmış yeşilçocuklardan birini ilk olarak devreye sokup

onların arkadaşlarına anlatmasını sağlayayım” demektir.

Ben gerçekten çok veri odaklı bir gerçeklikle yaklaşıyorum duruma,

o yüzden öğretmenin müdahale etmesini

ve çocuğa garip sorular sormak zorunda kalmasını bile istemiyorum:

“Neyi anlamadın” veya “Neyi anladın” gibi sorular…

O nedenle bizim modelimiz öğretmeni mümkün olduğu kadar çok

ve gerçek veri ile donatmak…

Belki başka alanlardan da…Örneğin finans, pazarlama veya üretim...

Ve öğretmenler gerçekten öğrencide neyin yanlış gittiğini teşhis edebilir

ve etkileşimlerini mümkün olduğu kadar verimli kılabilirler.

Şimdi öğretmenler öğrencilerin bu ana kadar neler yaptığını,

her gün ne kadar vakit harcadığını, neler izlediğini,

videoları ne zaman duraklattıklarını, neyi izlemeyi bıraktıklarını,

hangi alıştırmaları kullandıklarını, neye odaklandıklarını tam olarak biliyorlar.

Dış çember hangi alıştırmalara odaklandıklarını,

iç çember ise odaklandıkları videoları gösteriyor.

Ve veriler oldukça fazla detay veriyor.

Böylece öğrencinin yanlış veya doğru yaptığıproblemleri de net olarak görebiliyorsunuz.

Kırmızı yanlış, mavi doğru…

En soldaki soru, öğrencinin yapmaya çalıştığı ilk soru, oradaki videoyu izlediler.

Ve sonunda ardı ardına on taneyiyapabildiklerini görüyorsunuz.

Sanki o son on problem boyunca öğrendiklerini görebiliyorsunuz,

daha da hızlanıyor.

Kendi hızına göre öğrenme ile ilgilikonuştuğunuzda, bu herkese mantıklı gelir…

Bilirsiniz eğitim hızı, farklılaştırılmış eğitim…

Ama gerçekten bir sınıfta ne olduğugördüğünüzde, bu bir bakıma çılgınca…

Çünkü bunu yaptığımız her sefer, bunuyaptığımız her sınıfta, tekrar ve tekrar...

Beş gün ilerlerseniz, bir grup öğrencinin önden gittiğini

ve başka bir grup öğrencinin biraz daha yavaş olduğunu görürsünüz.

Ve geleneksel modelde, ani bir değerlendirme yaparsanız dersiniz ki:

“Bunlar yetenekli çocuklar,bunlar da yavaş öğrenen çocuklar…

Belki de daha farklı izlenmeliler, belki onları başka sınıflara koymalıyız.”

Ama her öğrencinin kendi hızında çalışmasına izin verirseniz...

Bunu tekrar ve tekrar görüyoruz.

Bir kavram veya başka bir kavram üzerindeekstra vakit harcayan öğrenciler olduğunu

ama o kavramı geçtiklerinde önde ilerlemeye başladıklarını görürsünüz.

Yani altı hafta önce yavaş öğreniyor diye düşündüğünüz çocukları

şimdi yetenekli çocuklar olarak görürsünüz.

Bunu defalarca gördük.

Ve bu çoğumuzun faydalandığı tüm o etiketlerin

nasıl sadece anlık şeyler olduğunusorgulamanızı sağlıyor.

Los Altos gibi bir bölgede bunun gibi bir şey ne kadar değerliyse…

Bizim amacımız teknolojiyi insancıllaştırma amacıyla kullanmak,

sadece Los Altos’ta değil, küresel ölçekte eğitimde

neler oluyor sorusuna bir cevap getirmek için...

Ve aslına bakılırsa bu ilginç bir noktayı ortaya çıkarıyor.

Sınıfı insancıllaştırmak hakkındaki çabaların büyük çoğunluğu

öğrenci-öğretmen oranlarına odaklanmıştır.

Bizim kafamızdaki ilgili ölçü,

öğrenci - öğretmen ile değerli insani zaman oranıdır.

Yani geleneksel modelde, öğretmenininzamanının çoğu ders yaparak,

testleri notlandırarak geçer.

Belki de zamanlarının maksimum %5’iöğrencilerin yanında oturmak

ve onlarla gerçekten birlikte çalışmakla geçer.

Şimdi zamanlarının %100’ü böyle geçiyor.

Bir kere daha vurgulayalım, teknolojiyikullanmak sadece sınıfı hareketlendirmiyor,

aynı zamanda sınıfı insancıllaştırıyor. 5 veya 10 katı olduğunu savunabilirim.

Los Altos'taki değerini gördük,

şimdi de koleje gitmeden önce geri dönüp

daha önce öğrenmiş olması gereken şeyleriöğrenmekten utanan yetişkin bir öğrenciye

nasıl yarar sağlar onu hayal edin.

Calcutta’daki bir sokak çocuğu için neler yapabileceğini hayal edin...

Gün boyunca ailesine yardım etmek zorunda kalan

ve bu nedenle okula gidemeyen bir çocuğa…

Şimdi günde iki saatlerini ayırabilir ve bir çare bulabilirler

veya arkadaşlarına yetişebilirler

veya bilip bilmedikleri hakkında hiçbir utanç duymadan öğrenebilirler.

Şimdi şunu hayal edin…

Bir sınıfın içinde birbirlerine eğitim verenakranlar hakkında konuşmuştuk…

Ama bunların hepsi bir sistem…

Sınıfın ötesinde de akran akrana eğitiminolmaması için hiçbir neden yok.

Calcutta’daki öğrencinin aniden sizin oğlunuza eğitim verebileceğini

veya sizin oğlunuzun Calcutta’daki o çocuğa ders verebileceğini düşünün.

Ve bence göreceğiniz şey, tek bir küresel sınıf fikri olacaktır.

Ve işte aslen biz de bunu inşa etmeye çalışıyoruz.

Teşekkürler.

Sisteme motivasyon, geribildirim gibi bazı özellikler eklediğinizi gördüm.

Enerji noktaları ve meziyet rozetleri…

Bunları neyi düşünerek yaptın anlatabilir misin?

Evet, bunlar üzerinde çalışan mükemmel bir ekibimiz var.

Şunu netleştirmem gerekir ki artık sadece ben yokum.

Hâlâ bütün videoları ben yapıyorum amayazılımı yapan müthiş bir ekibimiz var.

Bir kaç oyun mekaniği ekledik, rozetler aldık.

Alana göre lider panoları yapmaya başladık, puan topluyorsunuz.

Aslına bakarsanız oldukça ilginç…

Rozetlerin kelime seçimleri veya bir şeyiyapmaktan kaç puan alacağınız…

Bütün sistemde on binlerce beşinci sınıf veya altıncı sınıf öğrencisinin

onlara vereceğiniz rozete göre bir tarafa ya dadiğer tarafa yöneldiğini görüyoruz.

Peki Los Altos ile nasıl bir iş birliği içindesiniz, bu nasıl ortaya çıktı?

Evet, Los Altos. Bir bakıma çılgıncaydı.

Tekrar söyleyeyim sınıflarda kullanılabilmesini beklemiyordum,

onların kurulundan biri geldi ve dedi ki:

“Bir sınıfta sınırsız yetkin olsaydı ne yapardın?”

Ben de "Her öğrencinin kendi hızında çalışmasını sağlardım.

Bir gösterge tablosu verirdik ve bilirsin işte" dedim.

Ve onlar da "Bu biraz radikal, üstünde biraz düşünmemiz gerekiyor" dediler.

Ve ben ve ekibin geri kalanı "Bunu asla yapmak istemeyecekler" diye düşündük.

Ama gerçekten bir sonraki gün "İki hafta sonra başlayabilir misin?" diye sordular.

Peki, bu beşinci sınıf matematiğiydi değil mi?

İki tane beşinci sınıf ve iki tane yedinci sınıf…

Ve sanıyorum ki bölge seviyesinde yapıyorlar.

Ve gene sanıyorum ki bu konuda heyecanlılar,

çünkü şimdi çocukları takip edebiliyorlar.

Sadece sınıf içi bir şey değil bu.

Noel'de bile bazı çocukların neler yaptığını görebildik.

Ve her şeyi takip edebiliyoruz.

Bütün bölge boyunca onları takip edebiliyorlar.

Yaz boyunca, bir öğretmenden diğerine geçtikçe...

Bölge seviyesinde bile görebilecekleri bir veri devamlılığı var.

Gördüğümüz bazı görseller öğretmenler içindi.

İçeri girmeleri ve bu çocukların ne aşamadaolduğunu tam olarak izleyebilmeleri için...

Nelere ihtiyaçları olduğu konusundadüşüncelerini almak için

o öğretmenlerden geribildirim alıyorsunuz o zaman?

Evet, tabi. Aslında bunların çoğunluğuöğretmenlerin bildirimleri...

Öğrenciler için de benzer şeyler yaptık, kendi verilerini görebilmeleri için…

Ama bilirsiniz öğretmenlerin kendileri ile çok sıkı bir tasarım döngümüz var.

"Bu iyi ama ben" gibi cümleler çok sık duyuyoruz.

Bu odak grafiği gibi...

Birçok öğretmen,

"Çoğu çocuğun konudan konuya atladığını

ve bir konu üzerinde odaklanmadığınıhissediyorum” dedi

ve biz de bu odak şemasını yaptık.

Yani hepsi öğretmenlerin yönlendirmesi ile oluşuyor.

Çılgınca…

Bunun geniş kitleler için hazır olduğunu düşünüyor musun?

Önümüzdeki okul yılında birçok sınıfın bunudeneyebileceğine inanıyor musun?

Evet, hazır.

Zaten sitede milyonlarca insan var,biraz daha fazlasını kaldırabiliriz.

Yarın Amerika’nın her sınıfında olmaması için hiçbir neden yok.

Ve şu özel ders vizyonu…

Oradaki fikir şu mu?

Bir konu hakkında kafam karışırsa

bana yardımcı olmaya gönüllü olan birini

hemen kullanıcı ara yüzünde bulabiliyorum.

Belki daha önceki çalışmalarını görebiliyorum,

program yapabiliyor ve onlarla iletişim kurabiliyorum.

Kesinlikle…

Bunu seyirciler arasındaki herkesin yapmasını tavsiye ediyorum.

Şu öğretmenlerin gördüğü gösterge panoları,

hepiniz şimdi girebilir ve onları görebilirsiniz.

Kendi çocuklarınızın, yeğenlerinizin,

kuzenlerinizin veya bir kulüpteki çocukların koçu olabilirsiniz.

Hemen şu an bir akıl hocası, bir öğretmen olabilirsiniz.

Evet, hepsi orada…

Gerçekten harika.

Eğitimin geleceği ile ilgili bir ipucu yakalamışsın bence, teşekkürler.

Teşekkürler.

Video ile İlgili Yorumlar
  • Ülkemizdeki okulların tamamının internet bağlantısına kavuşmadığı, bağlı olan okulların hala en yavaş internet bağlantı hızına sahip olduğu bir dönemde okullardaki donanım yetersizliği ve internet kullanımına ilişkin ebeveynlerin bilgi eksikliği ve öğretmenlerin mesleki anlamdaki mevcut donanımı bu projenin bu ülkede gerçekleştirilebilmesi adına ne kadar uygun acaba ? Kesinlikle uygun olmadığını düşünüyorum. Sadece özel okullarda ve yeterli altyapıya sahip öğrenci-veli-öğretmen profili ortalamanın üzerinde olan okullarda gerçekleştirilebilir. Bu da eğitimde fırsat eşitliği ilkesiyle ne kadar örtüşür sorusunu beraberinde getiriyor.

    gönderildi / 2011-04-13 23:26:25
    HARMANCIK 75.YIL ÇOK PROGRAMLI LİSESİ
    BURSA
  • Türkiye'de devletin ve velilerin eğitime (okul, dersane, kitap vb) harcanan paraları eğer böyle faydalı şeylere yönlendirebilirsek hayal edemeyeceğimiz kadar güzel işler çıkacağına inanıyorum.

    Özellikle "eğitimde eşitliğe" en çok bu sistemle geçebiliriz.
    Düşünün; matematik dersini
    Türkiyenin en iyi, en sempatik, en yaratıcı, en komik matematikçisinin videosundan mı öğrenmek isterseniz?
    yoksa 2 lafından biri "otur oğlum, sus kızım olan" kara tahtaya gömülüp kendi kendine yazılar yazan, bir öğretmenden mi öğrenmek istersiniz?

    gönderildi / 2011-05-06 12:08:00
    HANDAN HAYRETTİN YELKİKANAT ATL
    İSTANBUL