Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

Eğitim Videoları



3294 kez seyredildi

21. Yüzyıl Okulları

© 2010 Pearson Foundation



"Çevre bir bakıma ikinci bir müfredattır. Her zaman orada duran ve arka planda duran sessiz bir müfredat gibi. Ve çok önemli olan uyarılmayı sağlayan bir müfredat. Duyularımızı uyarır. Bazı durumlarda, daha fazla oksijeni beynimize taşır ki bu da düşünmemize yardımcı olur. Ve diğer durumlarda, daha fazla güneş ışığının içeri girmesini sağlar. Çevrenin tüm bu unsurları, yenilikçi ve yaratıcı olmamızda bize yardımcı olması açısından son derece önemlidir."

21. yüzyıl öğrencilerine güvenli ve uyarıcı açısından zengin bir çevre sunan okullar yaratmanın önemini anlatan video.



Altyazı

Pearson Vakfı ve Mobil Eğitim EnstitüsüSunar

21. YÜZYIL EĞİTİMİ21. YÜZYIL EĞİTİMİ İÇİN OKULLAR TASARLAMAK

RANDALL FIELDINGNair International Yönetim Kurulu Başkanı ve Kurucu Ortağı

Sanırım çağdaş mimarlardan olduğu kadar Yunan planlamasından

ve Picasso’dan da fazlasıyla etkilendim.

Yunanlıların planlama hakkında gerçekten çok önemli bir anlayışları vardı

ve bu da: bir binaya yaklaşırken alışılmış

ve bir bakıma geleneksel olan şekilde ön yüzden yaklaşmaktansa,

45 derecelik bir açıdan görür gibi köşeden yaklaşmak...

Örneğin Akropolis’e bakarsanız...

Akropolis'te Partenon’a doğru yürürken,

sadece bu düz simetrik eksensel ilişki içinde ona doğru ilerleyerek

Partenon’la hemen karşı karşıya kalmazsınız.

Aslına bakılırsa tepede yürürken bir rotayı takip eder

ve onu farklı açılardan görmeye devam edersiniz.

Yani son derece aktif, dinamik bir alan deneyimi…

Bu küresel ekonomide,

yenilikçiliğin ve yaratıcılığın, başarının anahtarları olduğunu biliyoruz.

Ve yenikçiliğe ve yaratıcılığa yöneltenlerin bir kısmını da

fikirlerin çapraz üremesi ve duyuların uyarılması oluşturur.

Son 25 yıldır beyin üzerine yapılan araştırmalar gösterdi ki

çevrenin öğrenmemize olanak tanıyan bazı önemli özellikleri var.

Ama çevrenin en önemli özelliklerinden biri güvenliktir.

Eğer kendimizi güvende hissetmezsek,

bir kaplanın aniden ortaya çıkabileceğinden

ve bizi yiyebileceğinden

ya da arkamızdaki birinin bizimle dalga geçebileceğinden

veya tekme atabileceğinden korkarsak öğrenemeyiz.

Tıkanırız.

Peki, araştırmalardan başka neler öğrendik?

Uyarı açısından zengin çevreler öğrenmeyi geliştirir.

Çoğu ebeveyn bebeklerinin odasının duvarına bir resim asmanın,

beşiğin üstüne hareketli bir oyuncak koymanın iyi bir şey olduğunu bilirler.

Aslına bakılırsa, eğer uyarı açısından zengin bir çevreniz yoksa

başarısızlığın ortaya çıkacağını gösteren birçok araştırma vardır.

Yani bunlar 2 gerçekten temel, bariz özellik…

Ama söylemeliyim ki,

bunlar son 100 yılda okul tasarımlarının %95’inde göz ardı edilmiştir.

Çevre bir bakıma ikinci bir müfredattır…

Her zaman orada duran ve arka planda duran sessiz bir müfredat gibi…

Ve çok önemli olan uyarılmayı sağlayan bir müfredat…

Duyularımızı uyarır.

Bazı durumlarda, daha fazla oksijeni beynimize taşır ki

bu da düşünmemize yardımcı olur.

Ve diğer durumlarda, daha fazla güneş ışığının içeri girmesini sağlar.

Çevrenin tüm bu unsurları,

yenilikçi ve yaratıcı olmamızda bize yardımcı olması açısından son derece önemlidir.

Liseden nefret ettim,

anaokulunu ise hiç sevmedim.

Anaokuluna başlamak sanki kaynar bir yağın içine bırakılmak gibiydi.

Benim…

Buradan çıkacağız…

Çocukken birçok köpekle ve kediyle limanın yanında, doğada dolaşma;

kendi rotamı kendim çizme özgürlüğüm vardı.

Yetişkinlerin insan haklarından çok bahsediyoruz,

ama aslına bakılırsa çocuklar da bağımsız düşünürler olarak muamele görmek istiyorlar.

Ve kendi öğreniminin kontrolünü eline almak için

18 yaşında olman gerekiyor diyen bir araştırma da ortada yok.

Sezgisel olarak,

hepimiz ihtiyaçlarımızın ne olduğunu ve nasıl öğreneceğimizi biliyoruz.

Yaptığımız çalışmaların çoğu

öğrencilerin kendi rotalarını çizebilecekleri,

onların istedikleri noktaya gelmelerine

neyin yardımcı olabileceğini keşfedebilecekleri çevreler yaratmak hakkında...

2 yıldan biraz daha uzun bir süre önce

bir inşaat müteahhidinden bir telefon aldım.

Bir okul tasarlayacaklarını ve inşa edeceklerini söyledi.

Ve planlamamıza yardımcı olacak

eğitim ve eğitsel tasarım konusunda uzman birine ihtiyacımız var, dedi.

Bu okulların tamamı riskli mahallelerde…

Çoğu çetelerin hâkim olduğu

ve mezuniyet oranlarının genelde %25 dolaylarında olduğu mahallelerde...

Bu manzaraya bakarken tasarım açısından görevimiz,

okul sonrası etkinlik yapılan bir yer ve bir spor programı olan Colin Powell Genç Liderlik Merkezini

500 öğrenci kapasiteli liseyle bir araya getirmekti ve onları bu manzaraya uydurmak...

Örneğin bir konferans salonu, spor salonu ve mutfağı paylaşacak şekilde

onları nasıl birbirine bağlayabilirdik?

Bu kavisli cam alan fikri,

ki buna ben Yunanca’da pazaryeri anlamına gelen Agora diyorum,

bu iki merkezi, birbirinden tamamen farklı iki organizasyonu

koridordan daha fazla bir şeyle bağlamak için bir yol olarak aklımıza geldi.

Bu binanın içinden, bu kapılardan ta Lake caddesine kadar görebiliyorsunuz.

Ve fark ettiyseniz spor salonunun ortasında büyük cam bir pencere var.

Sadece bir duvardan bakmak istemedik.

Burada çocuklar için bir kafeterya var.

Çocukların gerçekten yemek yapmayı öğrenebilecekleri tam bir modern mutfağımız var.

Ve sabahları buraya, dışarıya yuvarlak masalar konuyor;

çocuklar kahvaltılarını tam burada ortak alanda yapıyorlar.

Merhaba.

Biz bu alana 'kiva' diyoruz, konferans salonu değil.

Ve bu isim insanların bir araya toplandığı güney batı Hint seremoni yapılarından geliyor.

Ve aşağıya doğru inen merdivenler var.

Fark edeceğiniz gibi, geleneksel konferans salonlarından farklı...

Burada sabit sandalyeler yok.

Burada halıyla kaplanmış basamaklı bir alan var,

yani gençlerin gerçekten resmiyetten uzak bir şekilde

rahatça oturabilecekleri iyi bir alan burası…

Annem dekoratör, büyük annem ise ressamdı.

Yani sanat ve mimari her zaman bana doğal gelmiştir.

Ve bu okulu sevmemekle…

Ve büyüdükçe,

tüm dünyada ihtiyaçlarının okulda karşılanmadığını hisseden

birçok insan olduğunu anlamakla birleşince…

Ve sandalyelerde ve sıralarda oturduğunuz,

dinleyerek öğrendiğiniz geleneksel okullar

sadece nüfusun %20’sinde gerçekten işe yarıyor gibi görünüyor.

Bildiğiniz gibi, işitmeye dayanan harika(!) öğrenim…

Ama geri kalan %80’imiz bunu son derece boğucu bulabiliyor.

O yüzden ikisini bir araya getirmek kolaydı…

Eğitime, öğretime duyulan ilgi ve daha iyisini yapma isteği...

En fazla, öğrenme gerçek olduğunda öğreniyoruz.

Yaparak öğreniyoruz,

tam olarak kendimizi dahil hissettiğimizde öğreniyoruz.

Bu yüzden sosyal bilimler öğretmenleri,

matematik öğretmenleri

ve İngilizce öğretmenleri projeler yaratmak için birlikte çalışıyorlar.

Sırf beyazların olduğu bir okulda Hintli bir öğrenci olmanın

nasıl olduğuna dair bir podcast hazırlayan bu genç adam buna iyi bir örnek...

Bu onun için kişisel olarak anlamlı olan bir konu...

Ve bu projede,

bir podcast yaparken,

aynı zamanda kelime işleme becerilerini, iletişim becerilerini öğreniyor

ve konuya sosyal bilimleri, politikayı ve tarihi katıyor.

Yani 3 veya 4 farklı konuyu bir araya getiriyor

ve örneğin projenin öğrenim için eyalet gereklerini karşılamasına yardım edeceğinden emin olmak için

bireysel seviyede öğretmenleri ile birlikte çalışıyor.

Bunu ilk planladığımızda,

bir Cizvit okulu için geleneksel bir sınıfa benzer kapalı odaların bulunmasının önemli olacağını düşündüm.

-Öğrenim Stüdyosu

-3. kata çıktığımızda...

-Okul için daha fazla alan inşa ediyoruz…

-Orası daha bile fazla açık olacak...

-Doğru

-Ve bir grup öğretmen olarak

-sizin için bunun gibi daha da açık bir planımız olacak denmesi nasıldı?

-Bu nasıl hissettirdi?

-İki yıldır burada olanlarımız için…

-İhtiyacımız olduğunu o zaman anladık…

-Çünkü bu size geleneksel sınıfınızı veriyor ve…

-Buradaki öğrenim stüdyoları?

- …çoğu öğrenci buraya çıkıyor.

-Evet -…gördüğünüz gibi.

-Onları içeri girmeye zorlamaktansa, hadi onlara katılalım diye düşündük.

-Duvarlardan kurtulduk, şimdi geniş bir alanımız var.

-Birini köşeye alıp

-bir beyaz tahta veya başka araçlar kullanarak bir şeyler sunabiliriz

-ve o da daha sonra oradan istediği yere gidebilir.

-Peki, bu işi bu yumuşak sandalyelerde, bu açık alanda yapmak nasıl hissettiriyor?

-Rahat

-Daha rahat, daha az stressiz…

-Sınıfın geri kalanı sizi rahatsız etmeden istediğiniz yere gidebiliyorsunuz.

-Öğretmen olarak siz nasıl hissediyorsunuz?

-İyi.

-Bu özgürlüğe sahip olmalarını seviyorum.

-Dağılabilirler ve diğer insanlar onların dikkatini dağıtmadan çalışabilirler.

-İnsanlarla birlikte de çalışabilirler.

-Grup çalışması yapmaları gerekirse, gruplara ayrılıp bunu da yapabilirler.

-Bazen zor oluyor,

-çünkü ortalıkta koşturuyorlar ve herkesle konuşuyorlar.

-Ama genelde gerçekten iyi...

Çizime başladığımda, zemin planında yapacağım ilk iş,

genellikle güneşin izlediği yayı çizmek oluyor.

İnsanların ışığa ihtiyacı var.

Özellikle kuzey iklimlerinde doğal ışığa ihtiyaç duyuyoruz.

Yani bu çok önemli…

Bu inşaat alanının en iyi bölümlerinden biri…

Çünkü buraya gelip güney, doğu ve batı ışığını alabiliriz.

Alanı bölmeye başladığımızda,

her zaman doğudan batıya kadar bakış açısını tamamen nasıl koruyabilirim diye düşünürüm.

Yani sadece etkili olan güneş değil,

dışarıya bakmanın yarattığı psikolojik bağlantı da...

1970’lerde ‘hadi penceresiz veya çok yüksek pencereli okullar yapalım,

çünkü çocukların dikkatinin dağılmasını istemiyoruz’ diyenlerin aksine

ben de şimdi diyorum ki,

‘hadi pencerelerin yere kadar inmesini sağlayalım,

ki tamamen kendimizi dünya ile bağlantıda hissedelim.

Geçirgen yapalım’.

Binaya girdiğimde ve merdivenleri çıktığımda

ya bu küçük eğitim topluluğuna doğru bakacağım

ya da diğer küçük eğitim topluluğuna…

Ve bu yöne baktığımda, oradaki alan...

Alt seviyede fark etmişsinizdir bir bakıma banjo şeklinde bir tavan elemanı vardı.

Fikir baktığım her yönde o alanı tanımlayacak imza gibi bir şeyin olmasıydı.

Aynı her ailenin farklı hissetmesi gibi,

her küçük eğitim topluluğunun da bazı farklılıkları vardır.

Ve buraya yürüdüğümde,

bu alandan tekrar o yönde ya da bu yönde bir şeye doğru çekilirim.

Yani alanı…

Bir öğrenim ortamını tasarlarken daha çok koreograflara benziyoruz.

Hücre teorisini düşünürseniz,

biyolojiyi ve başarılı olan organizmaları düşünürseniz...

Hücre duvarının geçirgen bir çeperi vardır ve genellikle değişebilir.

Besinleri içeri almak için açılabilir veya kapanabilir.

Ve şimdi de aşağı katta gördüğümüz tepeden sabitlenmiş cam garaj kapılarını düşünün.

Kapalı bir alana sahip olabileceğiniz

veya bu alanı açabileceğiniz ve dış dünya ile tam bir bağlantıda olabileceğiniz fikri…

Küçük aile grubumuzdan büyük ortak alanlara bağlanabilmek...

Bunlar anahtar prensiplerdir…

Beynin nasıl çalıştığına dair araştırmalardan,

gerçekten önemli olduğunu söyleyeceğim 4. prensip ise

ortamın gerçek hayat gibi olmasının öğrenmemize yardımcı olacağı…

"Bir odada oturuyorum, hayat hakkında konuşuyorum" değil,

hayatı yaşıyorum. "

Yani çalışmanın, öğrenmenin, yaşamanın ve oynamanın bütünleşmesi var.

Hepsi aynı şey halini alıyor.

Kayıt sanatları lisesindeyiz

ve ben buraya hip-hop lisesi diyorum.

Hip-hop lisesindeki insanlarla arkadaş oldum

ve şimdi içinde bulunduğumuz tesis, onların ihtiyaçları için yeterli değil.

O yüzden ben son bir yıldır

onlara yeni bir bina bulmaları için yardımcı olmaya çalışıyorum.

-İçeri gelin.

-Burası prodüksiyon öncesi çalışmalar için tahsis edilmiş alan...

-Eşyaların yerini biraz değiştirdik.

-Randy buraya ilk kez geldiğinde, sadece bu alana sahiptik.

-Bu büyük alan daha burada değildi bile.

-İşte burası Randy’nin bir bakıma analizlerini yaptığı,

-çocuklarla toplantı yaptığı yer…

-İnteraktif bir grup gibi gençleri bir araya getirdiği

-ve böyle bir alandan neler beklediklerini keşfettiği yer...

-Çocuklar burada stüdyo prodüksiyonu için temelleri öğreniyorlar.

-Pro Tools, Garage Band, Logic gibi şeyleri öğreniyorlar.

-Bu çocukların daha fazla sorunları olabiliyor

-ve bu nedenle isyankar olabiliyorlar.

-O yüzden daha fazla iletişim, daha fazla içgörü gerekiyor.

-Ve de onları ilgilendikleri

-ve gerçekten arzu, tutku duydukları bir yere getirmek...

-Burası danışmanlık alanı…

-Burası Randy’nin bize sağladığı bir alan…

-Burayı o tasarladı ve yarattı.

Renkli...

Ve fark edeceğiniz gibi tavanı beyaza boyadık.

Bazı ışıklar yukarı ve bazıları ise aşağı doğru...

Böylece biraz daha yüksek ve biraz daha ferah gözüküyor.

Bildiğiniz gibi sokaklarda hayat zor.

Biraz çete üyesi zihniyeti var,

ama sonra buraya geliyorlar.

Sevginin, ilginin bol olduğu ve herkesin müzik sevgisiyle birleştiği bu yere...

-Seni ne zamandır görmüyorum.

Renklerden, bir mekânda rahat hissetmekten konuştuk,

ama konuşmalarımız daha çok müzik ve kişisel bağ ile ilgiliydi...

Ve daha sonra bana müziği verdiler, CD’lerinin kopyalarını verdiler.

Müziği dinliyor, çizimleri yapıyor ve onlar hakkında düşünüyordum.

Duvarda resimleri vardı ve...

…masalar…

Evet, aynen.

-Çocuklar, ‘Pick Me Up’a katılacak mısınız? -Evet, tabi ki…

-Süper, biz de orada olacağız.

Bu sabah haberleri izlediyseniz,

ABD’nin son 30 yıldaki en yüksek işsizlik oranına ulaştığını görmüşsünüzdür.

Şu anda neredeyse %8…

Ocak ayında 600 bin iş kaybettik.

Biz en çok işi kaybedenlerdeniz, üretim, değil mi?

Yani, fabrikada çalışmak size başarı getirmesi açısından artık en iyi iş türü değil.

21. yüzyıl öğrencilerinin farklı tür becerilere ihtiyacı var.

Öyleyse artık öğrenmemize, tutkumuzu bulmamıza yardımcı olacak

uyarı açısından zengin ve güvenli bir çevre,

bariz bir şekilde, başarı için son derece önemli…

Video ile İlgili Yorumlar
  • Bu video için yorum bulunmamaktadır.
    "Yeni Yorum Ekle" butonuna tıklayarak ilk yorumu yazan siz olabilirsiniz.