Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

Eğitim Videoları



6162 kez seyredildi

Bill Gates'ten Eğitim Üzerine

© TED.com



"Bir öğretmeni nasıl muhteşem yaparsınız? ... Peki, eğitimi nasıl iyileştirirsiniz? Vakfımız, son 9 yıldır buna yatırım yapıyor. Bu konu üzerinde çalışan çok kişi var. Küçük okullar üzerinde çalıştık, burslar verdik, kütüphanelerde çalışmalar yaptık. Bunların çoğunun iyi etkileri oldu, ama bu konunun ayrıntılarına girdikçe fark ettik ki en önemli şey harika öğretmenlere sahip olmakmış."

KIPP okullarından da bahseden Bill Gates'in eğitim kalitesini arttırmak üzerine yapmış olduğu konuşmanın videosudur.



Altyazı

Geçen hafta vakfın işleri hakkında bir mektup yazdım

ve bazı sorunları paylaştım.

Bunu yapmamı Warren Buffet tavsiye etmişti;

nelerin iyi gittiği, nelerin gitmediği hakkında dürüst olmamı

ve bunu her yıl yaptığım bir şeye dönüştürmemi...

Bundaki amacım daha fazla insanı bu sorunlar üzerinde çalışmaya çağırmaktı,

çünkü düşünüyorum ki

teşvik olmadıkça üzerinde çalışılmayan çok önemli sorunlar var.

Yani piyasa,

bilim adamlarını, iletişimcileri, düşünürleri, hükümetleri doğru olanı yapmaya teşvik etmiyor.

Ve sadece bunlara dikkat ederek,

çevresini önemseyen ve başkalarını da buna teşvik eden yetenekli insanlara sahip olarak,

ihtiyacımız olan ilerlemeyi sağlayabiliriz.

Bu sabah, bu sorunlardan ikisini sizlerle paylaşacağım

ve nerede durduklarından bahsedeceğim.

Ama bunlara girmeden önce 'iyimser' biri olduğumu itiraf etmek istiyorum.

Her tür zor sorunun çözülebileceğine inanıyorum.

Ve böyle hissetmemin nedenlerinden biri de geçmişe bakmam.

Geçen yüzyılda, ortalama yaşam ömrü iki katından daha yüksek rakamlara ulaştı.

Diğer bir istatistik de, belki de benim favorim, çocuk ölümleri hakkında.

1960 gibi yakın bir tarihte 110 milyon çocuk doğdu

ve bunların 20 milyonu 5 yaşına bile gelmeden hayatlarını kaybetti.

Beş yıl önce ise 135 milyon çocuk doğdu,

yani daha fazla ve bunların 10 milyondan azı 5 yaşına gelmeden öldü.

Yani çocuk ölüm oranında yarı yarıya azalma var.

Bu inanılmaz bir şey.

Demek istediğim, bu hayatların her biri çok değerli.

Ve bunu başarabilmemizin en önemli nedeni sadece artan gelirler değil,

aynı zamanda birkaç önemli ilerleme.

Aşıların daha yaygın olarak kullanılması...

Örneğin, kızamık daha 1990'da 4 milyon ölümden sorumluydu,

şimdi ise bu rakam 400.000'in altında.

Yani, gerçekten bir şeyleri değiştirebiliyoruz.

Bir sonraki ilerleme ise bahsettiğimiz 10 milyonu gene yarı yarıya azaltmak olacaktır.

Ve bunun 20 yıl içinde başarılabileceğini düşünüyorum.

Neden mi?

Çünkü bu ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumlu olan sadece birkaç hastalık var:

ishal, zatürre ve sıtma.

Ve bu bizi bugün bahsedeceğim ilk soruna getiriyor:

Sivrisinekler tarafından yayılan bir hastalığı, ölümcül bir hastalığı nasıl durdururuz?

Bu hastalığın tarihçesi nedir?

Bu binlerce yıldır var olan ağır bir hastalık.

Hatta genetik koda bakarsak,

Afrika’da yaşamış insanların ölümlerinden kaçınmak için

birçok şey geliştirdiği tek hastalığın sıtma olduğunu görebiliriz.

Ölümler, 1930’larda 5 milyonun biraz üstüne çıkarak rekor seviyeye ulaştı.

Bu gerçekten çok büyük bir rakamdı.

Ve hastalık tüm dünyaya yayılmıştı.

Korkunç bir hastalık.

ABD'de, Avrupa'da...

1990’ların başında bir İngiliz askeri

hastalığa sivrisineklerin neden olduğunu ortaya çıkarana kadar

kimse hastalığın nedenini bile bilmiyordu.

Hastalık her yerdeydi.

Ve iki araç, ölüm oranını aşağı çekmeye yardımcı oldu.

Biri DDT ile sivrisinekleri öldürmekti.

Diğeri ise hastaları kinin veya kinin türevleri ile tedavi etmekti.

İşte bu nedenlerle ölüm oranı aşağı düştü.

İronik olan, bu hastalığın zengin ülkelerin bulunduğu tüm ılıman bölgelerde yok edilmesiydi.

Görüyoruz ki 1900 yılında her yerdeydi.

1945 yılında hâlâ çoğu yerde…

1970’te ise ABD ve Avrupa’nın çoğunluğu hastalıktan kurtuluyor.

1990’da da kuzey bölgelerinin çoğu kurtuluyor.

Ve daha yakın tarihte de sadece ekvator etrafında olduğunu görebiliyorsunuz.

Ve bu bizi şu paradoksa getiriyor:

hastalık sadece fakir ülkelerde görüldüğü için

hastalığa yeteri kadar yatırım yapılmıyor.

Örneğin, kellik ilaçlarına yatırılan para, sıtmaya yatırılandan fazla.

Tamam, kellik berbat bir durum...

Ve buna yakalananlar zengin adamlar...

İşte bu yüzden öncelik kelliğe veriliyor.

Ama sıtma…

Neden olduğu yılda bir milyonluk ölüm oranı bile etkisini tam olarak ifade edemez.

Her an 200 milyondan fazla kişi, bu hastalık yüzünden acı çekiyor.

Yani, birçok şeyi durdurduğu için bu alanlara ekonomiyi yönlendiremiyorsunuz.

Şimdi… Sıtma tabii ki sivrisinekler tarafından taşınıyor.

Bunu tecrübe edebilmeniz için buraya birkaç tane getirdim.

Hadi, onların salonda biraz dolaşmasına izin verelim.

Sadece fakir insanların bunu tecrübe etmesi için hiçbir neden göremiyorum.

Bu sivrisinekler hastalık taşımıyor, ama…

bu arada birkaç yeni fikir geliştirdik.

Cibinlikler gibi…

Cibinlikler, mükemmel araçlar…

Yani, anne ve çocuk gece cibinliğin altında yatar

ve sivrisinekler gece onları sokamaz.

Ve cibinliklerin yanı sıra, DDT’li oda spreyleri kullandığınızda,

ölümleri %50’den fazla azaltabilirsiniz.

Ve bu birçok ülkede aynen böyle oldu.

Bunu görmek harika…

Ama dikkatli olmalıyız, çünkü sıtma, parazit evrim geçiriyor;

sivrisinek de evrim geçiriyor.

Ve geçmişte geliştirdiğimiz tüm araçlar, kaçınılmaz olarak etkisiz hale geliyor.

Ve elinizde 2 seçenek kalıyor.

Bir ülkeye eğer doğru araçlar ve doğru yolla giderseniz…

Ve bunu içtenlikle yaparsanız, bölgesel arınma bile sağlayabilirsiniz.

Ve işte buralarda, sıtma haritasının küçüldüğünü görürüz.

Veya gönülsüzce giderseniz,

belirli bir dönem için hastalık yükünü hafifletirsiniz

ama eninde sonunda bu araçlar etkisiz kalır

ve ölüm oranı tekrar yükselmeye başlar.

Ve dünya önce önem verip daha sonra vermeyerek bunu yaşadı.

Şimdi ilerleyişteyiz.

Cibinlik finansman desteği artıyor.

Her gün yeni ilaçlar keşfedilmeye devam ediyor.

Vakfımız birkaç ay içinde aşama 3 denemelerine girecek olan bir aşıyı destekliyor.

Ve eğer etkili olursa, bu aşı,

hastalık tehdidiyle karşı karşıya olan hayatların üçte ikisini kurtarabilecek.

Yani yeni araçlarımız olacak.

Ama bu bize kendi başına bir yol haritası çizmiyor

çünkü bu hastalıktan kurtulmak için izlenecek yol haritası birçok şeyi içeriyor.

İletişimcilerin finansman desteğini yüksek tutmasını,

kamu algısını yüksek tutmasını,

başarı hikâyeleri anlatmasını içeriyor.

Sosyal bilimcileri içeriyor,

ki böylece biz de %70 değil %90 insanın nasıl cibinlik kullanmasını sağlayabileceğimizi bilelim.

Matematikçilerin gelip, bu araçların nasıl bir araya gelebileceğini

ve bir arada çalışabileceğini anlamamız için

Monte Carlo modellemesi gibi yöntemler kullanmasına ihtiyacımız var.

Ve tabii ki, ilaç şirketlerinin bize uzmanlıklarını sunmasına ihtiyacımız var.

Bu gibi konularda yardım sağlayabilmek için

zengin dünya devletlerinin çok cömert olmasına ihtiyacımız var.

Ve bunlar bir araya geldiğinde,

sıtmayı tamamen ortadan kaldırabileceğimiz konusunda son derece iyimserim.

Şimdi izninizle ikinci soruna geçeyim;

bu oldukça farklı bir sorun ama aynı derecede de önemli…

Ve bu soru: Bir öğretmeni nasıl muhteşem yaparsınız?

İnsanların üzerinde düşünmek için çok zaman harcadığı

ve çok iyi anlayabileceğimiz bir soru gibi görünüyor.

Ama aslına bakılırsa anlamıyoruz.

Hadi, bu problemin neden önemli olduğu ile başlayalım.

İddiaya girerim ki burada hepimizin bazı harika öğretmenleri olmuştur.

Hepimiz mükemmel bir eğitim aldık.

Bugün burada olmamızın, başarılı olmamızın nedenlerinden biri de bu zaten.

Her ne kadar üniversiteyi yarım bırakan biri olsam da,

benim de harika öğretmenlerim oldu diyebilirim.

Ve aslına bakılırsa, Amerika’da öğretim sistemi gayet iyi işliyordu.

Bazı yerlerde son derece etkili öğretmenler var.

Öğrencilerin en başarılı %20’si iyi eğitim alıyorlar

ve bu %20 diğer %20’lik kesim ile karşılaştırıldığında

bu %20 dilimindekiler, dünyanın en iyileri oluyorlar.

Ve yazılım ve biyoteknoloji alanında devrimler yapmaya

ve ABD’yi lider konumda tutmaya devam ediyorlar.

Şimdilerde ise bu en başarılı %20’lik kesimin gücü nispeten azalmaya başladı,

ama daha da endişe verici olan insanların genelinin aldığı eğitim…

Zayıf olmakla kalmıyor, zayıflamaya da devam ediyor.

Ve eğer ekonomiye bakarsanız,

şu anda gerçekten de sadece daha iyi eğitimi olan insanlara fırsatlar sunuyor.

Biz bunu değiştirmeliyiz.

Değiştirmeliyiz ki insanlar eşit fırsatlara sahip olsun,

değiştirmeliyiz ki ülkemiz güçlü olmaya,

bilim ve matematik gibi ileri eğitimin hâkim olduğu alanlarda

lider olmaya devam etsin.

İstatistikleri ilk öğrendiğimde,

durumun ne kadar kötü olduğunu görünce afallamıştım.

Çocukların %30’undan fazlası liseyi bitirmiyor..

Ve bunun üstü uzun zamandır kapatılıyordu.

Çünkü okulu bırakma oranını hesaplarken her zaman

son sınıfa başlayanların sayısını son sınıfı bitirenlerle karşılaştırıyorlardı.

Çocukların ondan önce ne yaptıklarını takip etmiyorlardı.

Ama çoğu çocuk, okulu bu dönemden önce bırakıyor.

Ve bu takip yapıldığı anda,

açıklanan okulu bırakma oranını %30’un üzerine çıkarmak zorunda kaldılar.

Azınlık çocukları için bu oran %50’nin üzerinde

ve liseden mezun olsanız bile

eğer gelir seviyeniz düşükse

bir üniversite diplomasına sahip olma şansınız %25’ten bile az…

Eğer ABD’de düşük gelirli grubundaysanız,

hapse girme şansınız,

4 yıllık bir üniversite eğitimi alma şansınızdan daha yüksek…

Ve bu da anlayacağınız gibi pek de adil görünmüyor.

Peki, eğitimi nasıl iyileştirirsiniz?

Vakfımız, son 9 yıldır buna yatırım yapıyor.

Bu konu üzerinde çalışan çok kişi var.

Küçük okullar üzerinde çalıştık,

burslar verdik,

kütüphanelerde çalışmalar yaptık.

Bunların çoğunun iyi etkileri oldu,

ama bu konunun ayrıntılarına girdikçe fark ettik ki

en önemli şey, harika öğretmenlere sahip olmakmış…

Ve öğretmenler arasındaki farklılıklar üzerine çalışan bazı insanlarla iletişime geçtik.

Diyelim ki en üst dörtte birlik dilimdeki öğretmenlerle,

yani en iyilerle,

en alt dörtte birlik dilimdekiler arasındaki farklılıklar…

Bir okul içinde veya okullar arasında ne kadar farklılık var?

Ve cevap şu ki,bu farklılıklar gerçekten inanılmaz.

Test sonuçlarına göre,

üst çeyrekteki bir öğretmen sınıfının performansını tek bir yılda %10’un üzerinde artırıyor.

Peki, bu ne demek?

Bu şu demek;

eğer tüm ABD 2 yıl boyunca bu üst çeyrekteki öğretmenlere sahip olsa,

Asya ile aramızdaki tüm fark kaybolurdu.

Ve 4 yıl içinde de dünyadaki herkesi geçerdik.

Yani, bu çok kolay…

Tek ihtiyacımız olan bu üst çeyrekteki öğretmenler…

Ve diyeceksiniz ki:

‘Vay, bu çok iyi.

Bu insanları ödüllendirmeliyiz, bu insanları elimizden kaçırmamalıyız.

Ne yaptıklarını bulmalı ve bu beceriyi diğerlerine de aktarmalıyız.’

Ama söyleyebilirim ki bugün yaptığımız kesinlikle bu değil.

Bu üst çeyrekteki öğretmenlerin özellikleri neler?

Neye benziyorlar?

Bunların son derece kıdemli öğretmenler olması gerektiğini düşünebilirsiniz,

ama hayır…

Biri 3 yıl boyunca öğretmenlik yaptığında,

eğitim verme kalitesi,o noktadan sonra değişmiyor.

Farklılıklar çok ama çok küçük.

Bu insanların yüksek lisans yapmış olduklarını düşünebilirsiniz,

geri dönüp Eğitim alanında Yüksek Lisans Diplomalarını aldıklarını…

Bu grafik, 4 farklı faktörü ele alıyor

ve eğitim kalitesini ne kadar etkilediklerini gösteriyor.

En alttaki, hiç etkisi yok diyen, yüksek lisans diploması…

Maaş sisteminin işleyişine göre ödüllendirilen iki şey var.

Biri kıdem, çünkü maaşınız yükseliyor ve emekliliğe yatırım yapıyorsunuz.

Ve ikincisi, yüksek lisansları olan kişilere fazladan para vermek…

Ama bunların hiçbir şekilde iyi bir öğretmen olmakla alakası yok.

Amerika için Eğitim felsefesinin de çok küçük bir etkisi var.

Matematik öğretmenleri için üniversitede matematik eğitimi almanın ölçülebilir bir etkisi var,

ama büyük bir çoğunlukla önemli olan geçmiş performansınız…

Bu konuda çok iyi olan bazı insanlar var.

Ve bunun ne olduğunu araştırmak,

bunu ilerletmek ve çoğaltmak için neredeyse hiçbir şey yapmadık.

Ortalama yeteneği artırmak veya buna sahip insanları sistem içinde tutmak için de…

Diyebilirsiniz ki: ‘İyi öğretmenler kalıyor da kötü öğretmenler gidiyor mu?’

Bunun cevabı:

Ortalama olarak kısmen iyi öğretmenler sistemden ayrılıyor.

Ve bu devir hızının yüksek olduğu bir sistem…

İyi öğretmenlerin yetiştirildiği çok ama çok az yer var.

Bunlara iyi bir örnek, KIPP isimli özel okullar…

KIPP, ‘Bilgi Güçtür’ demek.

Bu inanılmaz bir şey…

66 okulları var, çoğu ortaokul ve bazıları ise lise…

Ve harika bir eğitim sunuyorlar.

En fakir çocukları alıyorlar

ve lise mezunlarının %96’sından fazlası 4 yıllık üniversitelere gidiyor.

Bu okullardaki ruh ve davranış biçimi,

normal devlet okullarından çok farklı…

Takım eğitimi veriyorlar.

Öğretmenlerini sürekli olarak geliştiriyorlar.

Verileri, test sonuçlarını alıyorlar ve öğretmenlerine diyorlar ki:

‘Bak, bu kadar bir artışa neden oldun.’

Yani öğretimi iyileştirmeye derinden bağlılar.

İçeri girip sınıflarından birinde oturduğunuzda,

ilk başta çok garip geliyor.

Ben gidip oturduğumda ‘neler oluyor?’ diye düşündüm.

Öğretmen etrafta koşturuyordu ve enerji seviyesi çok yüksekti.

Aklımdan, ‘Araba yarışı gibi bir yerdeyim galiba. Neler oluyor?’ diye geçirdim.

Ve öğretmen sürekli hangilerinin dersle ilgilenmediğini,

hangilerinin sıkıldığını görmek için çocukları izliyordu.

Ve devamlı tahtaya bir şeyler yazarak onlara sesleniyordu.

Çok dinamik bir ortamdı,

çünkü özellikle ortaokul yıllarında, 5. sınıftan 8. sınıfa kadar,

öğrencileri sürece dahil eden,

sınıftaki herkesin dersle ilgilenmesi gerektiği ruhunu yaratan,

kimsenin bu durumla dalga geçmediği

veya kimsenin orada olmak istemeyen çocuk durumuna düşmediği bir ortam...

Herkesin dahil olması gerekiyor.

Ve KIPP, bunu başarıyor.

Bunu normal bir okulla kıyasladığımızda…

Normal bir okulda, öğretmenlere ne kadar iyi oldukları anlatılmıyor.

Veri toplanmıyor.

Öğretmen sözleşmesinde müdürün sınıfa girebileceği sayı sınırlandırılır,

bazen yılda bir kere olarak…

Ve bunu yapmak için önceden bildirmeleri de gerekir.

Peki, bir fabrikayı işlettiğinizi hayal edin.

Çalışanlarınız var ve bunlardan bazıları işlerini kötü yapıyor.

Ve yönetime deniyor ki:

‘Sadece aşağıya yılda bir kere inebilirsin, ama inmeden önce bize haber vermen lazım.

Çünkü seni kandırabilir ve o kısa anda uğraşıp iyi bir iş yapabiliriz.’

Kendini geliştirmek isteyen öğretmen bile bunu başaracak araçlara sahip değil.

Test sonuçlarına ulaşamıyorlar

ve verileri engellemeye çalışan bir sistem var.

Örneğin, New York öğretmen gelişim verilerini paylaşmayı

ve öğretmenler için memuriyet kararlarında kullanmayı yasaklayan bir kanun çıkardı.

Bu bir bakıma tam aksi yönde çalışıyor.

Ama ben bu konuda iyimserim.

Yapabileceğimiz bazı net şeyler olduğunu düşünüyorum.

İlk olarak, bir sürü test yapılıyor

ve bu bize hangi noktada olduğumuz konusunda iyi bir fikir veriyor.

Ve kimin başarılı olduğunu anlama,

onları açıklama ve kullandıkları teknikleri keşfetme olanağı sunuyor.

Tabi ki, dijital video şimdi daha ucuz…

Sınıfa birkaç kamera yerleştirip,

dersleri düzenli olarak kaydetmek,

her devlet okulu için çok kullanışlı…

Ve böylece birkaç haftada bir öğretmenler oturup,

‘İşte bu iyi yaptığımı düşündüğüm bir şeyin kaydı…

Bu da kötü yaptığımı düşündüğüm bir şeyin kaydı…

Bana fikir verin, bu çocuk böyle yaptığında nasıl davranmalıyım?’ diyebilir.

Ve birlikte oturup, bu sorunlar üzerinde birlikte çalışabilirler.

En iyi öğretmenleri alıp onu yorumlayabilirsiniz.

Böylece herkes bu konuda en iyi eğitimi kimin verdiğini öğrenmiş olur.

Bu harika derslere tüm öğrencilerin ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Böylece bir çocuk fizik dersini izleyip, konuyu o şekilde öğrenebilir.

Geri kalmış bir çocuk varsa,

izlemesi ve kavramı tekrar etmesi için bu videoyu ona ödev olarak verebilirsiniz.

Ve aslında bu ücretsiz videolar sadece internette değil,

aynı zamanda DVD halinde de sunulmalıdır ki,

DVD oynatıcısına erişimi olan herkes,

en iyi öğretmenlere ulaşabilsin.

Bunu bir personel sistemi olarak düşünürsek, çok daha iyisini yapabiliriz.

Bütün bunların başarıldığı KIPP hakkında,

bir gazete muhabiri olan Jay Matthews’un yazdığı bir kitap var:

‘Çok Çalış, Sevecen Ol’ (Work Hard, Be Nice).

Mükemmel olduğunu düşünüyorum.

İyi bir öğretmenin ne yaptığı konusunda size bir fikir veriyor.

Buradaki herkese, bu kitabın bir kopyasını ücretsiz olarak göndereceğim.

Eğitime çok para yatırıyoruz

ve...

ülkenin sahip olması gerektiği kadar güçlü bir geleceğe sahip olması için

doğru yapılması gereken en önemli şeyin gerçekten eğitim olduğunu düşünüyorum.

Aslına bakılırsa, teşvik yasa tasarısında bu vardı, çok ilginç…

Meclis sürümü aslında bu veri sistemleri için para ayırmıştı

ama Senato bunu çıkardı.

Çünkü bu sistemlerin tehdit ettiği insanlar var.

Ama ben iyimserim.

İnsanların bunun ne kadar önemli olduğunu fark etmeye başladığını düşünüyorum

ve eğer doğru yaparsak, milyonlarca yaşam için bir fark yaratabiliriz.

Sadece bu iki sorundan bahsedecek kadar zamanım vardı.

Bunlar gibi birçok sorun var: AIDS, zatürre...

Sadece bunların isimleriyle bile

ne kadar heyecanlanmaya başladığınızı görebiliyorum.

Ve bunlarla baş edebilmek için gereken beceriler de çok fazla…

Bildiğiniz gibi sistem bunun kendiliğinden olmasını sağlamıyor.

Devletler genelde bunlara doğru şekilde yaklaşmıyor.

Özel sektör ise kendiliğinden bunlara kaynak ayırmıyor.

İşte bu yüzden, bunları sizin gibi aydınlık insanların ele alması,

diğerlerini bu çalışmalara dahil etmesi gerekiyor.

Böylece çözüm bulunmasına yardımcı olabilirsiniz.

Bence bunlardan çok güzel şeyler çıkacaktır.

Teşekkürler.

Video ile İlgili Yorumlar
  • Filmde önerilen Work Hard Be Nice, Jay Mathews'ın kitabından bizler nasıl temin edebiliriz?
    gönderildi / 2010-10-16 17:53:44
    İNÖNÜ İLKÖĞRETİM OKULU
    BURSA
  • Değerli öğretmenimiz, "Work Hard. Be Nice." Jay Mathews'ın kitabının henüz Türkçe çevirisi yayınlanmamıştır. Ancak, kitabın orjinaline ulaşmak isterseniz www.amazon.com gibi yurtdışı sitelerden temin edebilirsiniz.
    gönderildi / 2010-10-18 11:13:27
    SEBİT Eğitim ve Bilgi Teknolojileri AŞ.
    ANKARA