Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

Eğitim Videoları



1581 kez seyredildi

Hiçbir Çocuk Geride Kalmasın

© 2010 Pearson Foundation



Michigan Eyalet Üniversitesi profesörlerinden Yong Zhao konuşmasında Amerika'da eğitimi iyileştirme hareketlerinden biri olan "Hiçbir Çocuk Geride Kalmasın" hareketinden bahsederken, Çin ve Amerika'daki eğitim sistemlerini de karşılaştırıyor.

"Yerçekimi Windsor, Kanada veya Marin County, Kaliforniya'da bulunmanız fark etmeksizin aynı şekilde işler. Bu çok doğru. Ama bir topluluğun veya birinin derslerinde yerçekimine ne kadar yer vermek istediği veya bu konuyu ne kadar vurguladığı farklıdır. Belki de buna yaklaşımınız farklıdır, kullandığınız örnekler farklıdır, her insanı ne kadar ilgilendirdiği farklıdır. Yani biz matematiğin Çinlilerde, Çin’de aynı şekilde işlediği ve Florida'da aynı şekilde işlediği fikrine göre hareket ediyoruz. Bu çok doğru. Ama bu bilginin toplumla, bireyle olan ilişkisi farklı… Bu nedenle, aynı bilgiye farklı şekilde yaklaşılmalı... Yani eğitim “küresel” bir uygulama olmamalı... Küresel bir standardı veya ulusal bir standardı olmamalı… Eğitim bölgesel, bireysel, kişisel olarak uygun olmalıdır."



Altyazı

Pearson Vakfı ve Mobil Eğitim EnstitüsüSunar

21. YÜZYIL EĞİTİMİHİÇBİR ÇOCUK GERİDE KALMASIN VE KÜRESEL REKABET GÜCÜ

YONG ZHAO | Profesör, Michigan Eyalet Üniversitesi

Çin, ABD'de şu anki standart testleri kullanan ilk ülkeydi;

devlet memurlarını seçmek için ulusal bir test...

Bu yaklaşık altıyüzlerdeydi, yani şimdiden 1300 yaşında bir sistem…

O dönemlerde…

Bilirsiniz, o dönemde içerik temel olarak klasiklerin ezberlenmesinden ibaretti.

O nedenle testin kendisinin işinizle hiçbir ilgisi yoktu.

Aynı zamanda uygulama becerinizle de ilgisi yoktu,

ama çok “adil” ve şeffaf bir testti.

Bir bakıma son derece şanslıydım.

İyi bir eğitimim yoktu.

Çin sisteminin bana sunabileceği tüm o harika şeylere sahip değildim,

çünkü bir köyde büyüdüm.

Ebeveynlerimden hiçbiri, ne annem ne de babam,

bana bir şey öğretecek kadar bilgili değildi.

Köyümde üniversiteye giren ilk kişi bendim,

aile de ise 3. sınıfın ötesine geçebilen ilk kişi...

Aslına bakılırsa, bizi tanıyan insanlar hep aynı soruyu sordular.

Dediler ki: ‘Sen şimdi bu eğitim sisteminin bir parçasısın ve sana öğretiyorlar, sen bir öğrencisin.

Nasıl olabiliyor da…’ Bildiğiniz gibi sistemi çok eleştiriyoruz.

‘Nasıl olabiliyor da “yaratıcı” olabiliyorsun?’

Ben de 'sayesinde değil, ona rağmen’ diye cevaplıyordum.

Ve şimdi ben de ‘hiçbir çocuk geride kalmasın’ reformunun

ve bizi standardizasyona, merkezileşmeye, test sonuçlarına değer vermeye iten

diğer ilgili reformların şekillendirdiği bir eğitim sisteminin içinde çalışıyorum.

Ve aslına bakılırsa bence bu Amerika’yı gelecekten uzaklaştırıyor,

çünkü küresel ekonomi niş beceriler gerektiriyor;

biz insanların sanatçılar, yaratıcılar, müzisyenler, mucitler olmamızı;

işine karşı tutku duyan, daha mutlu bir hayat yaşayan,

diğer kültürleri anlayan ve onlara saygı duyan bireyler olmamızı gerektiriyor.

Bu gerçekten çok saçma…

Bütün çalışanlarımızı alt seviyeye geri çekiyoruz,

sol beynin yönettiği çalışanlar olmaya…

Ama bugün çok fazla standardizasyon var, bildiğiniz gibi ‘hiçbir çocuk geride kalmasın’…

Bu büyük standartlar hareketi bile ulusal standartlar, ulusal bir tür sistem hakkında…

Ve savunması ise şöyle:

Yerçekimi Windsor, Kanada veya Marin County, Kaliforniya'da bulunmanız fark etmeksizin aynı şekilde işler.

Bu çok doğru.

Ama bir topluluğun veya birinin derslerinde yerçekimine ne kadar yer vermek istediği

veya bu konuyu ne kadar vurguladığı farklıdır.

Belki de buna yaklaşımınız farklıdır, kullandığınız örnekler farklıdır,

her insanı ne kadar ilgilendirdiği farklıdır.

Yani biz matematiğin Çinlilerde, Çin’de aynı şekilde işlediği

ve Florida'da aynı şekilde işlediği fikrine göre hareket ediyoruz.

Bu çok doğru.

Ama bu bilginin toplumla, bireyle olan ilişkisi farklı…

Bu nedenle, aynı bilgiye farklı şekilde yaklaşılmalı...

Yani eğitim “küresel” bir uygulama olmamalı...

Küresel bir standardı veya ulusal bir standardı olmamalı…

Eğitim bölgesel, bireysel, kişisel olarak uygun olmalıdır.

Ve ben buna sahip olan bir gelenekte çalıştım.

Biz ise bundan uzaklaşıyoruz.

Şu anda biz aslında benim eğitime otoriter yaklaşım diktatörlüğü dediğim şeye doğru ilerliyoruz.

Çoğu ülkeye baktığınızda…

Çin, Japonya ve Singapur…

Onlar geleneksel, merkezi, standartlaşmış, otoriter yaklaşımdan;

eğitimin özerk, bölgesel, kontrollü bir versiyonuna geçmeye çalışıyorlar.

Ki bu da bireylerin, ebeveynlerin, okulların başarının ne anlama geldiğini tanımlamasına olanak veriyor.

Bay Cheng Din Hwa demişti ki…Sanırım o ilkti.

Toplumumuz, halkımız, ebeveynlerimiz ve öğretmenlerimiz

eğitimin bireyle, bir kişinin tutkusu ve ruhu ile ilgili olduğu inancında birleşiyorlar.

Ne miktarda bilgiye hakim olduğunuzla ilgili değil.

Örneğin, diyelim ki benim,oyunlar konusunda bir tutkum var.

Ki bu da gerçekten değerli olabilir.

Ama sonra, nedense beni fizik hakkında bir şey öğrenmeye zorlamaya çalışıyorsunuz.

Sistem olarak, hükümet olarak bunun değerli olduğunu düşünüyorsunuz.

Ama ben oyun alanında ilerlemek istiyorum,

ama siz beni başka bir şey yapmaya sürüklüyorsunuz.

Tabi ki tutkumu kaybedeceğim.

Bu ruhu korumakla ilgili, bireye saygı duymakla ilgili…

Biz oluruna bırakmaya korkuyoruz.

Çinli üniversite mezunlarından yaklaşık %10’u çok uluslu kuruluşlarla çalışabiliyorlar.

%10, bu çok küçük bir rakam…

Şu anda Çin’in yaptığı faaliyetlerde neredeyse hiç kendilerine ait buluş patenti yok.

1 Airbus 380 almak için biraz, sanırım 800 milyon gömlek ihraç ediyorlar.

Bunu sevmiyorlar, bundan nefret ediyorlar.

O yüzden hasar çok büyük.

Çin’in sistemden vazgeçmeye bu kadar hevesli olmasının nedeni de bu işte,

ama yapamıyorlar, sıkışıp kaldılar.

Çünkü kültür;

testler, ulusal üniversite giriş sınavı yönetim sınıfını

veya elit sınıfa girecek insanları seçmek için tek yol,

en adil yol diyecek şekilde tanımlanmış...

Ama aynı zamanda bu okulların ve öğretmenlerin gerçek kalitesinin göstergesi olarak kullanılıyor.

Böylece, istikrarlı olabilmeyi öğreniyorsunuz.

İnsanlar okulların eğitim kalitesinin test skorlarından belli olduğuna inanmaya başladılarsa,

bunu tersine çevirmek, gerçekten zor olacaktır.

Amerikan eğitiminin güçlü yönü olarak gördüğüm şey,

bireysel becerilerin takdir edilmesi...

İyi bir örnek, benim kızımın 5. sınıftaki yetenek gösterisi…

Tüm ABD’deki ilkokullara giderseniz, yetenek gösterileri olduğunu görürsünüz.

Hiçbir yetenekleri bile olmayabilir,

ama bu gösterilerde önemli olan bence Amerikan eğitiminin ruhu…

İlk olarak, öğrencinin yeteneği değerli mi değil mi diye peşin yargıda bulunmuyorsunuz.

İkinci olarak, onları değerlendirmiyorsunuz,

"senin yeteneğin geri kalanınkinden daha iyi sana ödül veriyoruz" demiyorsunuz.

Onları sıralandırmıyoruz, kriterlerimiz yok, standartlarımız yok.

Sadece varlığını ve bunu seyircinin önüne taşıyabilmesini kutluyoruz.

Ve öğrenciler ile ebeveynler bunu çok ciddiye alıyorlar.

Ortaklar buluyorlar, farklı sahne malzemeleri buluyorlar, kostümler giyiyorlar

ve çok ciddi olarak için çalışıyorlar.

Bu, öğrencilerin kendilerine olan inançlarını güçlendirmesine yardımcı oluyor.

Kendilerine duydukları güveni ve kendilerine verdikleri değeri...

Peki, bu ülke için ne fayda sunuyor?

Yeteneğin çeşitliliğini koruyor.

Ve bildiğiniz gibi bir ekosistemin varlığını sürdürebilmesi için

biyolojik çeşitlilik, genetik çeşitlilik son derece önemlidir.

Ve yeteneklerin çeşitliliği ise bir ülkenin hayat dolu kalmasına yardımcı olur.

Sadece bir tür yeteneğe sahip olduğunuzu hayal edin.

Ama ya ekonomi değişirse?

Ülke buna ayak uydurabilir mi? Yapamaz.

Ama ABD’de farklı birçok büyük değişim dalgasını aşmayı başardık.

Ve uzun dönemde yarışın ilk sırasında kalmayı...

Ve bu çeşitlilik, eğitimde birinci sırada…

Ama biz bundan uzaklaşıyoruz, çünkü eskisi kadar buna değer vermiyoruz.

'Hiçbir çocuk geride kalmasın’,

bize sadece belli konularda, test skorlarına değer vermeyi öğretiyor.

Tabii ki çocukların kafasını karıştırmamalı

ve "her gün ne istiyorsan onu yap" dememeliyiz.

Her çocuğun öğrenmesi gereken belirli bir disiplin var.

Ama bu disiplin, öğrenmenin içeriği ile ilişkili olmalı,

onların tutkuları ile ilişkili olmalı...

Bunlar deneyimler…

Çocukların başarısızlığı tatmasına ve daha sonra tekrar ayağa kalkmasına izin vermeliyiz.

Bu insanı dirençli bir kişi olması, disipline sahip olması için eğitme hakkındadır.

Yani vahşi batı ile başlıyorsunuz. "Ne istiyorsan onu yap" gibi…

Ama bence teknoloji, küreselleşme,

çocukların gerçekten kendi kişisel ilgi alanlarını ve yeteneklerini kovalamasını mümkün kıldı.

Ve bu yetenekler ve ilgi alanları küresel bir piyasada değerli olabilir.

Yani bence federal hükümetin yapması gereken;

‘Peki, hadi bu yasayı kaldıralım. Ama hâlâ eğitimi destekleyeceğiz' demek...

Ve belki de yenilikçi girişimleri desteklemek için teşvikler vermek...

Örneğin proje bazlı öğrenim…

Bir sanat akademisi kurmak istiyorum…

Moda tasarımını desteklemek için çevrimiçi bir okul oluşturmak istiyorum…

Çocukların tutkularını desteklemek için başka bir okul, diyelim ki spor yönetimi...

Küresel ölçekte faydalı olacak eğitimin yenilikçi bölgesel sürümlerini desteklemek için

işte bu işi böyle yapmalısınız.

İnsanların sanat, müzik, beşeri bilimlerin hafif konular olduğuna,

ve kolay olduğuna dair güçlü inançları vardır.

Gerçekten keman çalmanın

bilgisayar programcılığından daha kolay olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bence, hiç de değil. Bazılarımız…

Matematik ve fen konularının zor konular olduğunu

ve diğerlerinin daha kolay olduğunu düşünen bazı insanlar var.

Bence öyle değil.

Her neyse, bence düz dünya kavramları,

bu son derece basit doğrudan rekabet görüşünü yüceltiyor,

kendi özgün niş yeteneklerini bulmayı değil.

Bence yapmamız gereken...Diğer ülkelerle karşılaştırmayı bırakmalıyız.

Amerikalılar daha Amerikalı olmalı,

daha fazla Çinli, Hintli veya Japon değil.

Video ile İlgili Yorumlar
  • Bu video için yorum bulunmamaktadır.
    "Yeni Yorum Ekle" butonuna tıklayarak ilk yorumu yazan siz olabilirsiniz.