Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

19 Eylül Gaziler Günü

Bizim gibi, bağımsızlığını savaşlarda göğüs göğüse çarpışarak kazanmış milletler için, ‘Gazi’ unvanının değeri çok daha büyük, çok daha anlamlıdır. Özellikle de Ulu Önderinin unvanı ise...

Gazilik, muzaffer komutanlara devlet tarafından sunulan bir paye olduğu gibi, savaştan sağ olarak dönenlere de aynı değer ifade edilerek bahşedilir.

Biz burada, tarihin akışını değiştirmiş olaylar, geçmişten çıkarılacak dersler, unutulmaması, belki her dönem tekrar yorumlanması gereken toplumsal olgularla örülebilecek bir düşünme ve öğrenme modeline kapı açan bir yapı sunmaya çalıştık.


"Gazi" Mustafa Kemal

19 Eylül’ün Gaziler Günü olarak belirlenmesinin nedeni, Mustafa Kemal Paşa’nın ‘Gazi’ unvanını aldığı tarihin 19 Eylül 1921 olmasıdır. Bu tarih, elbette akla Sakarya Zaferi’ni getirir. Milli Mücadele’nin en belirgin kırılma noktalarından olan ve Yunan ordusuna karşı 13 Eylül 1921 tarihinde kazanılan bu büyük zaferin hemen ardından Meclis, Reis’ini, büyük zaferin Başkumandanını, Türk Milleti adına bir şükran ifadesi olarak, ‘Mareşal’ rütbesi ve ‘Gazilik’ unvanı ile onurlandırır.


Kurtuluş Savaşı Gazileri

15 Mayıs 1919’dan 9 Eylül 1922’ye kadar süren Ulusal Kurtuluş Savaşımızda, gerek cephede, gerekse cephe gerisinde mücadeleye katılmış, fedakarlık göstermiş olanlara bir kahramanlık nişanesi olarak, İstiklal Madalyası verilmiştir.

Bugün, tarihler itibarıyla, 2008 yılına kadar ancak bir elin parmakları kadar kalan Kurtuluş Savaşı Gazilerimizin hepsini yitirmiş bulunmaktayız. Bu dünyadan ayrıldıkları güne kadar 15.55 gram ağırlığındaki pirinci sağ göğsünün üzerinden ayırmayan tüm Gazilerimizin önünde bir kez daha minnet ve şükranla eğiliyoruz.

Vitamin Öğretmen


 



Gaziler Günü

13 Eylül 1921'de  kazanılan Sakarya Zaferi'nin hemen ardından, 14-15 Eylül gecesi, Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ile  Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Edirne ve Kozan Milletvekilleri sıfatıyla  Büyük Millet Meclisi Reisliği'ne cepheden, telgrafla şu önergeyi gönderdi:

"Bizzat muharebe meydanındaki tedabiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Musatafa Kemal Paşa Hazretlerine  müşirlik rütbesi ile gazilik unvanı tevcihini teklif ve istirham ederiz. Büyük Millet Meclisi'nin bu teveccühünün milletimiz tarafından doğrudan doğruya  bütün orduya müteveccih bir eser-i takdir ve taltif olacağı kanaaatinde bulunduğumuzu arz eyleriz."

Sakarya Meydan Muhaberesi’nin kazanılmasından sonra, 19 Eylül 1921 tarihinde, TBMM tarafından Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’e, “Mareşal” rütbesi ile “Gazi” unvanı verilmiştir.

19 Eylül, “Gaziler Günü” olarak kutlanmaktadır. Gaziler Günü’nde yapılacak törenler, Başbakanlığın 24 Ağustos 2004 tarih ve 25209 sayılı resmi gazetede yayınlanan yönetmeliği esaslarına göre düzenlenir.

Kaynak: http://www.muharipgaziler.org.tr/gazigunu.html




"Böyle bir milleti bağımsızlıktan yoksun bırakmaya kalkışmak hayal ile uğraşmaktır..."

Mustafa Kemal (Atatürk), 19 Eylül 1921’de, kesin sonucun belli olduğu günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden Sakarya Muharebesi’nin cereyan tarzını bütün ayrıntılarıyla anlattıktan sonra, bu savaşın niteliği ve Türk ordusunun komutan, subay ve erleri hakkındaki görüşlerini şöyle anlatıyordu:

"...Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya’da kazanmış olduğu meydan muharebesi, pek büyük bir meydan muharebesidir. Savaş tarihinde, benzeri belki olmayan bir meydan savaşıdır. Bundan dolayı ordumuzun savaş tarihine bir örnek bahşeden bu zaferi kazanmış olması itibarıyla, yüce heyetinizi tebrik ederim.

Bu parlak zaferin yapıcısı olan kimseleri, yüksek huzurunuzda ve bu kürsüden büyük hürmet ve takdirlerle anmayı bir vicdan borcu sayarım. Genelkurmay Başkanımız Fevzi Paşa Hazretlerinin bu meydan savaşında yaptığı hizmet, pek büyük bir övgüye layıktır. Pek değerli, erdemli ve kıymetli olan bu büyük adam, savaş meydanlarının hemen her noktasında, gece ve gündüz hazır bulunmuş ve pek isabetli ve değerli tedbirlerini yerinde, gerekenlere bildirmiş ve daima gönül ferahlatan, moral yükseltici öğütler vermiştir. Kendisinin olağanüstü hizmetleri takdirlere ve alkışlara layıktır.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa Hazretleri, derin bir zeka, yorulmaz bir azim, iman ve yetenekle, gece gündüz harekatın en ufak noktasına varıncaya kadar etkili olmuş ve olağanüstü bir görüşle ordusunu sevk ve idare ederek bu başarıya ve zafere ulaştırmıştır.

Diğer grup ve kolordu ve tümen ve alay komutanlarının her biri, diğeriyle yarışırcasına, fedakarlık ve beceriklilik göstermişlerdir. Subaylarımızın kahramanlıkları hakkında söyleyecek söz bulamam; yalnız ifadede isabet edebilmek için diyebilirim ki bu savaş, subay savaşı olmuştur. Bu nedenle subay arkadaşlarımın, en ufak rütbelisinden en büyük rütbelisine kadar değer ve fedakarlıklarını bütün kalp ve vicdanımla ve takdirlerle anarım.

Erlerimizi, her türlü övgüye layık görürüm. Zaten bu milletin evladı, başka türlü düşünülemez. Bu milletin evlatlarının fedakarlıkları, kahramanlıkları için birim bulunamaz. Erlerimiz hakkında yeni bir şey ilave etmek isterim: Kahraman Türk askeri, Anadolu savaşlarının anlamını öğrenmiş, yeni bir ülkü ile savaşmıştır. Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan oluşmuş ordulara sahip bir millet, elbette hakkını ve istiklalini bütün anlamıyla korumayı başaracaktır. Böyle bir milleti bağımsızlıktan yoksun bırakmaya kalkışmak hayal ile uğraşmaktır..."

Kaynak: http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Sakarya_Meydan_Muharebesi/Sakarya_Meydan_Muharebesi.htm




Gaziler Günü ile ilgili etkinlik önerisi

Yönetmen Nesli Çölgeçen’in, 2008 tarihi “Son Buluşma” adlı belgesel nitelikteki filminin DVD’sini temin ederek, sınıfta öğrencilerinizle birlikte seyredebilir, ardından filmin değerlendirmesini yapabilirsiniz. Değerlendirme esnasında, aşağıdaki, filmle ilgili açıklamalar ve haberden de yararlanabilirsiniz.

"Bizzat muharebe meydanındaki tedabiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Musatafa Kemal Paşa Hazretlerine  müşirlik rütbesi ile gazilik unvanı tevcihini teklif ve istirham ederiz. Büyük Millet Meclisi'nin bu teveccühünün milletimiz tarafından doğrudan doğruya  bütün orduya müteveccih bir eser-i takdir ve taltif olacağı kanaaatinde bulunduğumuzu arz eyleriz."

Gerçek bir kahramanlık öyküsü

Türkiye’nin bağımsızlığı için binlerce insanın şehit düştüğü, genç yaşlı, kadın erkek demeden  düşmana karşı tek vücut direndiği Kurtuluş Savaşı’nın son tanıkları, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan’ın günlük yaşamları ve savaş yıllarına dair anıları, Son Buluşma’da gözler önüne seriliyor. Çorumlu Gazi Ömer Dede, önce Anıtkabir’i,  ardından, son kalan diğer iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan’ı ziyaret ediyor, savaş yıllarına dair anılarını paylaşıp birbirleriyle helalleşiyorlar. Tarihe tanıklıklarını kendi ağızlarından dinlediğimiz bu üç kahraman gazi, gerçek sinema türündeki belgesel yapım ile ölümsüzleşiyor.

Nişancı Er Ömer: Çorum'un İskilip ilçesine bağlı Çatkara köyünden Ömer Küyük, Son Buluşma filmi çekildiği sırada 108 yaşındaydı. Bir hayat ve doğa adamı olarak tanımlanıyor. İlerleyen yaşına rağmen her işini kendi yapan hareketli ve yaşam dolu biriydi.

“Geçen yıllarda bir ağaca çıkmış ama inememiş. Ahali de uzaktaymış, bağıra bağıra bitap düşmüş, ‘Karılar beni indirin!’ diye. Son üç dört yıla kadar ava çıkan, odun kesen bir insandı” diye bahsediyor ondan Gazi Ömer Dede’nin yakınları. Film boyunca, Gazi Ömer Dede’nin etrafındakilerle olan samimi diyalogları ve sempatik tavırları ile saygı duyulan, sevilen biri olduğunu görüyoruz.

İstiklal Savaşı gazilerinden Ömer Küyük, 12 Ocak 2006’da vefat etti. Filmin yönetmeni Çölgeçen, Küyük için, “Yaşamı boyunca her yıl Zafer Haftası'nda memleketinden kalkıp Ankara'ya gelerek Anıtkabir'i, Gaziler Derneği’ni ziyaret etmiş. O, kahramanlığını hayatı boyunca devam ettirdi, bu filmde de bir kahramanlık yaptı” diyor.

Süvari Yakup Çavuş: Film çekildiği sırada 110 yaşında olan ve kızıyla birlikte Eskişehir’de yaşayan Satar “En Yaşlı Gazi” unvanına sahip oldu. 1895 yılında Kırım'da doğan ve daha sonra ailesiyle birlikte Eskişehir'e göç eden Satar, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Basra Cephesi'nde savaştı. Daha sonra Mustafa Kemal'in askeri olma şerefini elde eden Satar, Sakarya Meydan Muharebesi'nde de düşmana karşı savaştı. Savaşın sonunda Eskişehir'e döndü ve uzun süre çiftçilik yaptı.

2008’in Nisan ayında kaybettiğimiz Yakup Satar’ı Çölgeçen, şöyle tanımlıyor, “Tam bir asker. Kalpağıyla dolaşıyor. Kızlarıyla yaşıyor ve bütün evi her şeyiyle hâlâ o yönetiyor, her şey ondan soruluyor. Bir komşusu var, her gün gelip günlük gazeteleri okuyor kulağına. Birinci Dünya Savaşı'na da katılmış aynı zamanda.”

Sıhhiye Onbaşı Veysel:  Konya'da yaşayan Veysel Turan ise 20 yıl önce romatizmasının kireçlenmeye dönmesi nedeniyle günlerini yatakta geçiriyordu. Turan, çocuk yaşta at arabasıyla Ankara'da Mustafa Kemal'in ordusuna katılarak, 1. Tümen Hücum Taburu'nda süvari olarak Dumlupınar, Sakarya ve II. İnönü savaşlarında düşmanla mücadele etti.

Son Buluşma filmi çekildiği sırada 108 yaşında olan Turan’dan şöyle bahsediyor, filmin yönetmeni, “Başucunda bayrakla yaşıyor. Yatalak kendisi. Radyodan sürekli haberleri takip ediyor… Veysel Gazi, 15 yaşında, çağırılmadığı halde gönüllü olarak savaşa katılan biri. Yanına da at arabasını alıyor ihtiyaç olur diye. Oluyor da nitekim. Sıhhiyeci yapıyorlar onu. İlk görevi, at arabasıyla şehit toplamak.”

Nesli Çölgeçen ile film üzerine...

Uzun yıllardır filmini yapmayı düşündüğüm bir Kurtuluş Savaşı gazisi hikayem vardı. 2004 yılında bu proje üzerinde tekrar çalışmaya başladığımda, Kurtuluş Savaşı gazilerinin çok azının hayatta olduklarını öğrendim. Drama projesini erteleyip, yaşayan son gazilerin gerçek yaşamlarını çekmeye başladım.

Çekimler 2005 yılının Temmuz ayında başladı ve Eylül ayında bitti. Film yaklaşık üç aylık bir periyot içinde belirli aralıklarla çekildi. Birden fazla kamera kullanıldı. Bazı sahneler aynı anda çalışan ve kasetleri bitene kadar kesintisiz kayıt yapan dört kamerayla çekildi.

Son Buluşma,  “gerçek sinema” türünde bir filmdir. Bütün planlar ve sahneler hiç prova ve tekrar çekim yapmadan, birebir çekilmiştir. Öykü, kahramanların kendilerini yaşayarak anlattıkları, bir anlamda çekimlerle birlikte kendi öykülerini oluşturdukları bir yaklaşımla ortaya çıkarılmıştır. Filmde görünen ve söylenen hiçbir şey önceden tasarlanmış ve uygulanmış mizansenler değil,  o an yaşanan ve bir daha tekrar yaşanmayacak olan gerçek anlardır.  Planların birçoğu soru cevap şeklinde değil, birlikte bir anı yaşamak ve sohbet etmek anlayışıyla çekilmiştir.

Çekimler sırasında bütün ekip olarak hem çok güldük hem de çok ağladık. Bizim yaşadığımız bu duyguyu olduğu gibi filme yansıtmak ve onları birer insan olarak ölümsüzleştirmek ana çabamız oldu. Seyircinin de aynı duygularla filmi seyredeceğine inanıyoruz.

Çekimler sırasında gaziler ve aileleri çok mutlu ve memnun oldular, bizlere ellerinden geldiği kadar yardımda ve destekte bulundular. Bugüne kadar kendilerini birçok ekibin çektiğini ancak ilk defa bu kadar farklı ve ayrıntılı bir çekim yapan bir ekiple karşılaştıklarını söylediler. Hatta Konyalı Gazi Veysel Turan kızına “Her azaları ayrı ayrı mı alıyor ya?..“  diye espri yaptı, biz de bu planı filmde kullandık.

Çorumlu Gazi Ömer Küyük’ü, Gaziler Vakfı Ankara’ya davet etmiş. Bir araba gönderip aldırtmak istemişler. O da “İstanbul’dan gelen filmciyi çağırın, o götürsün beni” demiş. Torunu aradı beni “Dede Ankara’ya gidecek ama senin götürmeni istiyor,  gelebilir misin?” dedi. Telefonu kapatır kapatmaz yola çıktım. 

Kaynak: http://moviegrande.com/sinema/2008/son_bulusma.htm

‘Son Buluşma’yı göremeden hayata veda ettiler

Nesli Çölgeçen’in yönettiği  ‘Son Buluşma’ adlı belgesele konu olan Kurtuluş Savaşı’nın ‘son üç tanığı’, filmlerini göremeden hayata veda etti...  Film çekildikten sonra bir buçuk yıl içinde üç kahramanın da öldüğünü söyleyen Çölgeçen, şunları anlattı: "Bu filmin gösterimine Kurtuluş Savaşı’na tanık olan isimlerin aileleri gelecek. Onlar, ‘İyi ki bu belgeseli yapmışsınız, çok teşekkür ederiz’ diyorlar."

‘Züğürt Ağa’, ‘Selamsız Bandosu’ gibi filmlerin yönetmeni Nesli Çölgeçen, 24 Ekim’de vizyona girecek olan ’Son Buluşma’ belgeseliyle ağlatacak. Çölgeçen; Kurtuluş Savaşı’nın son tanıkları Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan’ın günlük yaşamları ve savaş anılarını beyazperde ile buluşturacak. Bu projeye 20 yıl önce karar verdiğini ve bu belgeselde oynaması için Şener Şen’le görüştüğünü belirten Nesli Çölgeçen, "Bu, yapmak istediğim bir projeydi. Dram üzerine çalışıyordum ama sonra yaşayanlar zaten çok az kalmış, sanal bir şeyler yapmayayım istedim. İyi ki de böyle olmuş" dedi.

Çok şakacıydılar

Belgeseldeki kahramanların gündelik halleriyle karşılaştığı için çok şaşırdığını söyleyen Çölgeçen, şunları anlattı, "Öğrencilik yaşantımızda ve izlediğimiz filmlerde hep insanüstü kahramanlık öyküleri gösterildi. Ben de onların karşısına böyle bir bilinçaltıyla çıktım ama onlar önce insandı. Çok şakacıydılar ve gayet sıradandılar. Bu filmde sıradan insanın kahramanlığını anlattık..."

Kaynak: http://www.haberx.com/son_bulusmayi_goremeden_hayata_veda_ettiler(17,n,10090776,117).aspx




Gaziler Günü ile ilgili şiir önerisi

Ses Verdi ana, baba canını,
Gökler: "Daha da ver" dedi.

Verdi ana, baba canını,
Gökler: "Daha da ver" dedi.

Bir savaştı, Allah! Allah!
Su: "Allahuekber" dedi.

Toprak ölüme taş iken,
Taş ecele: "mermer" dedi.

Duyamadım bir Mehmetçik,
Yüz düşmana neler dedi.

Dağlar dağ oldu bir daha,
Sömürgene: "yeter!" dedi.

Fazıl Hüsnü Dağlarca




Gaziler Günü ile ilgili tarihe geçen sözler

Gazilik, Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakarlığının yaşayan destanıdır. Gazi ise bu kahramanı yazan destanın adıdır.

Şehit nurlanmış, Gazi onurlanmış askerdir.

Gazi, vatan sevgisinin sembolüdür. Şehit ve Gazi, toprağı vatan; insanı ulus yapan değerlerdir.




Gaziler Günü ile ilgili Vitamin uygulamaları

4. Sınıf Sosyal Bilgiler’de Ara: Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır

 

Yukarıda önerdiğimiz içeriğin tümünü bilgisayarınıza indirmek ve çıktısını almak için tıklayınız.