Vitamin Öğretmen Portalı

Portalı aktif kullanabilmek için giriş yapmalısınız.

Haberler

RSS

Öğreten Öğretmen

Güncelleme: 03.01.2012, 16:25:03

İbrahim Arıkan, okulu olmayan Yozgat'ın Sorgun ilçesinin Salur köyünde dünyaya geldi. Yaşam çizgisi, öğretmeni İsmet Dolay sayesinde değişti. Onun desteği ile Ankara Yükseköğretmen Okulu'nda öğrenimini tamamladı. Eğitimden hiç kopmadı. İlk iş hayatına da işte bu nedenle bir eğitim kurumunda başladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik bölümünde asistanlık yaptıktan sonra MEF Dershanesi'ni açtı. Türkiye'de ilk profesyonel kargo taşımacılık şirketi olan Yurtiçi Kargo'yu kurdu. Şu anda Arıkanlı Holding Yönetim Kurulu Başkanı. Holdingde inşaattan enerjiye, petrolden taşımaya kadar toplam 23 şirket bulunuyor. Ama eğitimle ilgili olanlar ona ayrı bir heyecan veriyor. Onun için holding binasında değil, MEF Okulları'nda oturuyor. Öğretmenlerle, öğrencilerle içiçe yaşıyor. Bugüne kadar ekonomi ile ilgili iki kitap yazdı. Geçtiğimiz yaz, okulundaki öğretmenleri dinledi. Onların ders anlatımlarını bizzat izledi. Sonunda "Öğreten Öğretmen, Öğrenen Öğrenci" adlı bir kitap yazdı. Daha önceki kitapları gibi bu kitabı da satışa sunmadı. İsteyenlere kargo ücretini de kendisi karşılayarak ücretsiz gönderiyor.

Sahibi olduğu okulda ders veren öğretmenlere, öğretmenine verdiği değeri, öğrencilere ise öğretmen sevgisini onun heykelini dikerek gösteren Arıkan'ın bu son kitabı okumaya değer.

İşte kitaptan bazı ayrıntılar:

Öğretmenin Akıl Defteri

"Öğretmen ders yılı başlamadan dersine gireceği her bir sınıf için bir akıl defteri hazırlamalı. Akıl defteri, öğretmenin konuya, dolayısıyla sınıfa hakimiyetini kolaylaştırıp, aynı zamanda ders sürecinin verimli geçmesini sağlar. Defterin ilk ve son sayfasına, dersine gireceği sınıfın oturma düzenini çizmeli. Her bir öğrencinin resmini krokide gösterilen öğrenci sırasının üstüne yapıştırmalı. Resmin altına öğrencinin adı soyadı ve okul numarasını yazmalı. Bu uygulama öğretmenin öğrencilere ismi ile hitap etmesini kolaylaştırır."

Konunun zor olduğu öğrenciye asla söylenmemeli

"Ders saatinin ilk anları öğrencilerin derse ilgisinin en yüksek olduğu dakikalardır. Öğretmen derse hemen başlamalı ve konuyu tanıtmalı. Öğretmen dersin kolay olmadığını ve günlük yaşamda karşılaşılmayacak konular olduğunu söylerse öğrenci konudan uzaklaşır. Öğretmen derste işleyeceği her konunun öğrencilerin günlük yaşamlarında kullanacakları bilgileri içerdiği, ayrıca konunun kolay olduğu yönünde öğrencilerini ikna etmeli."

"Öğretmen, ne kadar bilgili, ne kadar becerikli ve ne kadar iyi öğretim yöntemini kullanırsa kullansın, öğrenci konunun ön aşama bilgilerini bilmiyorsa, öğretmenin bu öğrencilere hedef davranışları planlanan düzeyde kazandırması mümkün değil. Bu bilgileri ezberletmesi mümkündür."

Ders kısa ve yalın cümlelerle anlatılmalı

"Öğrenciye verilen her örnek ve sorulan her soru onda merak uyandırmalı, onları düşünmeye, keşfetmeye yöneltmeli, konunun özünü kavramalarına yardımcı olmalı. Öğretmenin dersin zor olduğunu söylemesi birçok öğrenciyi öğrenme sürecinin dışına itebilir. Dışarı itilen çocuk aktif olarak derse katılmaz. 'Öğrenemem' duygusuna kapılır. Kendini öğrenmeye kapatır ve derste boş kaldığını hisseder. Boş kalan öğrenci ders dışı işlerle uğraşmaya çalışır. Öğretmen dersi, önde oturan birkaç öğrenci ile göz teması kurarak ve sorduğu soruların cevabını bir iki öğrenciden isteyerek değil, tüm öğrencilerin katıldığı ve soruların cevaplarını değişik öğrencilerden aldığı bir ortamda işlemeli. Bazı öğrenciler cevap veremiyorsa, öğretmen konuyu başka örnek ve cümlelerle hatta farklı ses tonu ile bir kez daha anlatmalı."

Öğretmen hareketli ve enerjik olmalı

"Öğrenme sürecini etkileyen faktörlerden biri de öğretmen-öğrenci arasındaki iletişimdir. Öğretmen, monoton olmayan etkili ve değişken ses tonu, hareketli ve enerjik vücut dili kullanmalı, öğrencilerle sürekli göz teması kurmalı. Öğrencileri aktif hale getirerek dersi öğretmeli. Derste sadece başarılı öğrencilerle değil, birçok öğrenci ile göz teması kurmalı. Başarısız öğrencilere daha fazla odaklanmalı ve onları derse katma çabasından vazgeçmemeli.

Cılız bir sesle, uyuşuk vücut diliyle, tekdüze anlatımla yapılan öğretim şekli, öğretmeni sınıf yönetiminde etkisiz hale getirir. Öğrenciler de 'dersi anlamıyoruz' duygusuna kapılır. Bu yöntemi kullanan öğretmen, zamanın belli bir bölümünü öğrencileri susturmak için harcar. Buna rağmen başarılı da olmaz."

Öğrencilerle Çince konuşmayın

"Bütün insanlar öğrenmeyi sever. Kendine bir şey öğretene de saygı duyar. Öğrencilerin derse katılıp katılmadıklarını, öğretilenleri öğrenip öğrenmediklerini dikkate almadan, onları derse katmayı önemsemeden sınıfta yüzü tahtaya, sırtı öğrenciye dönük, yüksek sesle hatta bağırarak anlatıyorsa bu öğretmen öğrenciler için Çince konuşuyor demektir. Çince bilmeyen öğrenciler ders başladıktan biraz sonra hayal dünyalarına dalarlar ve ders sonuna kadar hayal dünyalarında yaşamaya devam ederler. Ders çıkış zili ile hayal dünyalarını terk ederler, derste anlatılanları hatırlamazlar bile."

Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları

Haber ile İlgili Yorumlar
  • İşin içinden gelen bir öğretmenin duyguları ve gözlemlerl sonuna kadar katılıyorum.

    gönderildi / 2012-01-30 06:57:00
    ÖZEL BİLGİYURT KOLEJİ
    MALATYA

Haberi Paylaş